31 12 2007

Sık Kullanılanlar

Hangi web tarayıcısını kullanırsanız kullanın hepsinin bir sık kullanılanlar klasörü vardır ve bunu istediğiniz şekilde düzenlemenize olanak tanınmıştır.
Sık sık kullandığınız Google hizmetleri ve işlevlerine kolay ulaşabilmek için hepsinin burada kısayollarını oluşturabilirsiniz. Ama listeniz kalabalık ise sadece tanımlar yetmeyebilir.
"Sık kullanılanlara ekle" komutu (Internet Explorer) ile arşivinize aldığınız her adres listenizde bir yere yerleşir ve sonuçta -zamanla- karmakarışık bir liste olur.
Eğer Google hizmetlerini sık kullanıyorsanız bunları ayrı bir klasöre yerleştirmeniz işinizi kolaylaştıracaktır.

► İnternet tarayıcınızı açın ve "Sık Kullanılanlar" menüsünde "Sık kullanılanları Düzenle" seçeneğine tıklayın.

► "Yeni klasör oluştur" seçeneğine tıklayın ve "Google" adında bir klasör oluşturun.

► Daha önce oluşturmuş olduğunuz bir öğeyi klasörün içine taşımak için öğeyi işaretledikten sonra farenizin sol tuşuna basılı tutarak öğeyi klasörün üzerine sürükleyin ve bırakın. Daha sonra oluşturacağınız öğeler için ise sık kullanılanlara ekleme penceresinde "Google" klasörünü seçerek içinde oluşturulmasını sağlayın.

► Klasörün içindeki öğeleri farenizle tutup sürükleyerek istediğiniz sıraya getirebilirsiniz. Aynı şekilde Google klasörünüzü de listenizde hareket ettirip üst sıralara getirebilirsiniz.

Google ve Kişisel Bilgileriniz

Google Mail, Toolbar, Desktop, Takvim ve Belgeler: Google bütün bu önemli yazılımları kullanıcılara ücretsiz sunuyor. Karşılığında ise tek istediği kullanıcının kişisel hayatının ayrıntıları.
Artık herkes web'de gezinirken arkasında dijital izler kaldığını biliyor. Bu Google hizmetleri için de aynen geçerli. Bir sonraki gezi için Google'da yapılan aramalar, pazarlama ve reklamcılarının elde etmek için yüklüce para vermeye hazır olduğu bilgiler. Google ise siz vveb'de arama yaparken, yaptığınız aramalarda istediğinizi tıklarken bilgisayarınıza yerleşmiş çerezlerden bu bilgileri kolaylıkla edinebiliyor.
Ama iş bu kadarla da kalmıyor. Google Mail kullanıcıları hesapları açılırken Google'ın ileti metinlerini tarayacağını kabul etmiş oluyorlar. Google Belgeler ve e-tablolar'da ise veriler zaaten Google sunucularında bulunuyor. Sosyal arkadaşlık hizmeti Orkut kullananlar kolayca yeni arkadaşlar edinebiliyor. Ama bu şekilde renk tonundan kişiliğine, sevdiği yemekten cinsel tercihlerine kadar birçok konuyu içeren detaylı profillerini de Google'ın ellerine emanet etmiş oluyor. Böylece bütün yaşamınız boyunca Google sizi takip edebiliyor.

Kullanıcı izleme: Farklı hizmetlerde oluşturduğunuz profillerin bir araya toplandığı en önemli bileşen ise Google hesabınız. Google Mail'de, Orkut'da, Google Alerts'de, Google Calendar'de, Sitemap'de, Blogger'da, Google News Alert'de, Docs&Spreadsheets'de, alış-

veriş yaparken ve kişisel aramalarda bir Google hesabının olması hep şart koşuluyor. Google'ın kişisel bir hesap gerektiren hizmetlerin sayısını artırmasına şaşırmamak gerek.
Yanlış anlaşılmaması için ufak bir hatırlatma yapalım: VVeb'de bilgi toplayan sadece Google değil. Bütün firmalar vveb'de kullanıcı bilgisi toplama peşinde. Kimisi bu işi kendi yollarıyla yapmaya çalışırken kimisi de Google gibi bu işin ustasından bu bilgileri hazır alıyor. Bir vveb gezgini olarak da hangi hizmete Google hesabınızla girip hangisine girmeyeceğinizi biraz düşünmeniz gerekiyor. Ne de olsa artık özel bilgiler edinmek herkes için çok kolay. Google ile gezinirken bilgisayarınızda bıraktığınız izler: Kullanım için hesap bilgilerinizi vermeniz gereken Google hizmetlerinde arkanızda birçok iz kalır. İşte bunlardan bazıları:

Web aramasında statik veriler.
• Çerezler.
• Bilgisayar içeriğiniz.
• Blogger'da belirttiğiniz fikirleriniz.
• Ürün aramalarınız.
• Google Mail'de ileti içerikleriniz. ► Böyle korunabilirsiniz:
• Çerezleri engelleyerek (Kişiselleştirilmiş hizmetlerden vazgeçersiniz).
• VVeb'de anonim gezinerek (Bunun için ek yazılımlara ihtiyaç duyarsınız).
• Önemli verilerinizi bilgisayarınızda saklamayarak.
• Hesap gerektiren hizmetleri kullanmayarak.


Google için Kısayollar

Eğer kısa sürede bir Google hizmetine onu bırakamayacak kadar bağlandıysanız Windows masaüstünüze hizmete çabuk ulaşmak için bir kısayol oluşturabilirsiniz.

Örneğin sıklıkla kullandığınız hizmet Google Mail için bir kısayol istediğinizi varsayalım.

Bunun için ilk önce masaüstüne farenizin sağ tuşuyla tıklayıp "Yeni" üzerine gelip açılan alt menüden "Kısayol" seçeneğini işaretleyin.

Açılan diyalog penceresinde konum kısmına Google Mail'in adresini, yani "http://mail.google.com" adresini girdikten sonra "İleri"ye tıklayın.

Bir sonraki aşamada kısayol için istediğiniz adı belirleyin ve pencereyi onaylayıp sihirbazdan çıkın.

Masaüstünüzde yani bir simge oluştuğunu göreceksiniz.

Artık bu simgeye tıklayarak doğrudan Google Mail'e ulaşabilirsiniz.

Diğer hizmetler için de benzer şekilde simgeler oluşturabilirsiniz.

Google Gadgets : Küçük yardımcılarınız

Widget'larla ya da diğer adı ile Gad-get'larla ilk olarak Mac Os X'in "Dash-board"unda tanışmıştık. Bu küçük yardımcı yazılımlar sayesinde güncel hava durumuna, son dakika haberlerine, bir VVikipedia arama kutusuna, bir RSS yayını okuyucusuna, spor karşılaşmalarının sonuçlarına veya borsa sonuçlarına erişmek mümkün. Hem seçenekler bu kadarla da sınırlı değil. Yavaş yavaş kullanıcılara reklam ulaştırmanın bir yolu olarak da karşımıza çıkmaya başlayan bu yazılımcıkların tek sorunu kullanılabilmeleri için bilgisayara yüklenmelerinin gerekmesi. Bu yüzden iş yerinizde farklı, evinizde farklı bilgisayarla çalışıyorsanız bunları her bilgisayara ayrı ay rı yüklemelisiniz. Bunun yanında kimi Gadget'lar sadece Windows XP veya Vista'da bulunan belirli yazılım kitap lıklarına da ihtiyaç duyuyor. Bu da kul lanılabildikleri işletim sistemlerini sı nırlıyor. Eğer bilgisayarınızın uygun ol
mamasına rağmen bu tür yardımcı yazılımları mutlaka kullanmak istiyorsanız, Google'ın kişiselleştirilmiş başlangıç sayfasını kullanabilirsiniz.

• iGoogle - Küçük yazılımcıklar: Google, Google Desktop ile klasik Gadget desteği sağlıyor. Ama bunun yanında farklı bilgisayarlarda çalışanlar veya kurulumun mümkün olmadığı durumlar için alternatif yollar da sunuyor. Bu şekilde bilgisayarınıza bir sürü Gadget yüklemek yerine kişisel Google ana sayfanıza aynı işlevleri gören istediğiniz kadar ufak araç yerleştirebiliyorsunuz. Bunun için tek ihtiyacınız ise bir Google hesabı.Eğer bir GMail veya bir Google Maps hesabınız varsa zaten ön gereksinimlere sahipsiniz demektir.

Google'ın iGoogle adını verdiği bu sistemin diğer VVidget sistemlerine karşın önemli üstünlükleri var. Bunlardan en önemlisi kullanılan bilgisayara bağımlı olmaması,iGoogle çalıştıgınız bilgisayar ister evinizde ister işinizde olsun, ister Linux tabanlı bu sistem olsun,isterse de Windows olsun hepsinde sorunsuz çalışabiliyor. Bu özellikle iGoogle'ı Gadget kurulumu yapamayacağınız internet kafeler veya özel internet bilgisayarları gibi sistemlerde kullanılabilecek mükemmel bir işlev haline getiriyor.Bunun yanında bu gibi halka açık alanlarda bilgilerinizin güvenliğini de artırıypr. Bu şekilde örnegın bir internet kafeden banka bilgilerinize ulaşırken tuş kullanımlarınızı kaydeden keylogger yazılımlarından korkmadan sanal klavye kullanarak ralıatsa çalışabilirsiniz. Bunun yanında iGoogle'ı Internet Explorer'dan farklı web tarayıcıları ile de kullanabilirsiniz. Opera ve Firefox'un güncel sürümleri iGoogle'ı sorunsuz destekliyor.

Kişisel başlangış sayfanızı oluşturmaya başlamak için ana sayfada sağ üsteki "Oturum açın" bağlantısına tıklayın ve kullanıcı bilgilerinizi girin. Ardından "iGoogle" bağlantısına tıklayın. Karşınıza gelen pencerede Google sizin için kimi araçları ön tanımlı olarak seçtiğini göreceksiniz. Bunlar dışındaki popüler araçlar ise ilk bölmede bulunur. Daha geniş bir yazılım yelpazesi için "Tüm koleksiyondan seçme yapın" seçeneğine tıklayın. Araç ekledikçe başlangıç sayfanız gitgide dolacaktır. Bu durumda bu küçük yardımcılarınızı konularına göre sekmelere ayırmanız işinizi kolaylaştırır, örneğin bir sekmeye ufak araçları, diğer bir sekmeye RSS yayını okuyucularınızı, üçüncü bir sekmeye ise günlük haberleri yerleştirebilirsiniz. Gadget'larla dolu bir sayfa size yarardan çok zorluk çıkarır.

Gadget'ların sıralanması ve yerleştirilmesi işini her zaman "sürükle ve bırak" mantığına göre yapabilirsiniz. İstemediğiniz öğeleri ise sağ üstlerindeki "X" simgelerine tıklayarak kapatabilirsiniz. Gereçlerin kendi ayarlarını değiştirmek için ise sağ köşelerindeki aşağı ok simgesine tıklayarak açılan menüde "Ayarları düzenle" seçeneğine gelmelisiniz. Bu şekilde örneğin hava durumu gerecinin hangi şehirdeki hava durumunu hangi sıcaklık birimine göre göstermesi gerektiğini belirleyebilirsiniz.

• Google - Veri toplama: Google diğer hizmetlerinde olduğu gibi bu hizmetini de karşılıksız yapmıyor ve belirli amaçlar güdüyor. Yukarıda belirttiğimiz gibi bu hizmeti kullanabilmeniz için bir Google hesabına ihtiyacınız var ve Google bu şekilde kullanıcılarının geniş kapsamlı kişisel profillerini belirleyebiliyor. Bunlardan da sizin bilgisayar başındaki davranışlarınızı ve alışkanlıklarınızı belirleyebiliyor. Çoğu zaman bu kullanıcı için pek bir önem taşımasa da Google için kullanıcısının profilini çıkarmak bulunmaz bir nimet. Aramalarınızın neler olduğu, nerelerden ne yediğiniz hep Google'ın veritabanlarında toplanıp işleniyor. Yasal açıdan ise Google şirketinin Amerika'da olması oradaki yasaların geçerli olmasına neden oluyor ve yerel yasalar çoğunlukla Go-ogle'ı bu verileri toplamaktan alıkoyamıyor.

Eğer Google'ın bu veri toplama alışkanlığı hoşunuza gitmiyorsa yapmanız gereken başta Google hesabınıza girmeden "iGoogle" bağlantısına tıklamak ve istediğiniz değişikleri gerçekleştirmek.

Size Has Google

Google'ın basit ve düzenli arayüzü aramalarınızı en kolay ve hızlı şekilde yapmanızı sağlar.
Ancak isterseniz bu arayüzü değiştirebilir ve kişisel bir başlangıç sayfası oluşturabilirsiniz.

Google, kullanıcılarma arama motorunu istekleri ve zevkleri doğrultusunda kişiselleştirme olanağı sunuyor. Google'ı size özel hale getirmek için arama satırının yanındaki "Tercihler" bağlantısına tıklamalı veya tarayıcınızın adres satırma
www.google.com.tr/preferences yazmalısınız. Burada istediğiniz değişiklikleri yaptıktan sonra tek yapmanız gereken sağ kısımdaki "Tercihleri kaydet" düğmesine tıklamak. Google'in tercihlerinizi bilgisayarınızda saklayabilmesi için ise tarayıcınızı çerezlere (Cookies) izin verecek şekilde ayarlamış olmalısınız.

Doğru ayarlar

Eğer isterseniz Google'ın 100'den fazla dilde gösterilmesini sağlayabilirsiniz. Seçenekleri doğru anlayabilmek için ilk
önce dil ayarlarını yapmalısınız.

Dil seçenekleri: Çoğunlukla arayüz dili olarak Türkçe kullanacak olsanız da buradan Google'ın arayüzünü istediğiniz dile çevirebilirsiniz. Bunu en üst bölmedeki açılır listeden istediğiniz dili işaretleyerek yapabilirsiniz.

Arama dili ise arama sonuçlarına etki eden bir özelliktir, örneğin bu şekilde sadece Türkçe olan arama sonuçlarını gösterilmesini sağlayabilirsiniz. Bunun yanı sıra arama sırasında "Türkiye'den sayfalar" seçeneğini işaretleyerek arama sonuçlarınızı daha farklı bir ölçütle de sınırlandırabilirsiniz.
Arama için Google "Herhangi bir dildeki siteleri ara (tavsiye edilir)" şeklinde bir öneride bulunsa da genelde sizi sadece Türkçe sayfalar ilgilendirir. Bu yüzden burada "Türkçe" seçeneğini işaretlemeniz aradığınızı daha kolay bulmanızı sağlar. Diğer dillerde arama yapmak istediğinizde ise sadece arama penceresinde arama satırının altındaki seçenekten "Web" seçeneğini işaretlemeniz yeterli.

Daha hızlı bir liste - Gösterilecek sonuçların sayısını belirleyin: Sonuç sayısı satırındaki açılır menü yardımı ile sayfa başına gösterilecek arama sonuçlarının sayısını belirleyebilirsiniz. 10'dan 100'e kadar beş farklı sonuç sayısı belirlemek mümkün. Bizim önerimiz 10 veya 20 gibi görece az bir sonuç sayısı seçmeniz. Bu şekilde sonuçlar arasında gezinmek için birkaç tık daha gerekse de upuzun listelerde kaybolmaktan kurtulursunuz.

Sonuç penceresi - Yeni bir tarayıcı penceresi: Sonuç penceresi kısmında ise tıkladığınız sonuçların yeni bir pencerede mi yoksa aynı pencerede mi açılması gerektiğini belirleyebilirsiniz. So- j nuçların yeni pencerede açılması, diğer j sonuçlara da bakmak istediğinizde sizi j her seferinde tarayıcınızın "Geri" düğ
mesine basarak sonuç penceresine dönmekten kurtarır. Böylece sonuçlarınız bir pencerede hep sabit kalır.

Güvenli gezinti - Kötüler dışarı: Güvenli arama aynı bilgisayarı ailedeki gençlerin de kullandığı durumlarda oldukça yararlı bir özellik olabilir. Ama güvenli arama özelliği şimdilik Google'ın Türkçe sayfasında îngiliz veya Alman sitelerinde olduğu gibi kullanıcı tarafından seçilebilir değil. Bunun yerine Google orta seviye bir güvenli aramayı sürekli olarak uyguluyor. Ama mutlaka "SafeSearch" özelliğini kullanmak istiyorsanız Google'ın ingilizce sitesini kullanabilirsiniz. Bunun için ilk önce anasayfadaki "Google.com in English" seçeneğine, sonra da arama satırının yanındaki "Preferences" bağlantısına tıklayın. Gelen tercihler sayfasında "SafeSearch filtering" kısmında karşınıza üç farklı filtreleme seçeneği çıkar.

1- "Use moderate filtering": Google bu orta seviye filtre etkinleştirildiğinde grafik arama sonuçlarındaki rahatsız edici resimleri filtreler. Normal metin taramasındaki öğeler ise taranmaz.
Eğer herhangi bir ayar yapılmazsa Google bu fıltreleme seçeneğini uygular.

2- "Use strict fıltering": Bu üst seviye filtrelemede ise resimlerle beraber rahatsız edici metin öğeleri de taranır ve filtrelenir.

3- "Do not filter my search results": Bu seçenek güvenli arama işlevini devre dışı bırakır.


29 12 2007

KARŞILIKLI ÖĞRETME STRATEJİSİ

Karşılıklı öğretme modelinde öğretmen, öğrenme stratejilerini nasıl kullandığını sesli bir biçimde düşünerek gösterir, model olur. Daha sonra öğrencilerin bu öğrenme stratejisi ile öğrenmeleri için onları teşvik eder, destekler ve öğrenme stratejilerini kullanmalarına yardım eder.
Karşılıklı öğretme, özellikle dört kavrama (anlama) stratejisini kazanmada etkilidir. Bunlar; "özetleme, kendi kendine soru sorma, açıklığa kavuşturma ve tahmin etme"dir.

Bu stratejileri öğretmek için öğretmen, önce sesli düşünerek nasıl özet yapılacağını öğrencilere gösterir. Daha sonra metin ile ilgili nasıl soru sorulacağını yine sesli düşünerek açıklayıp soru sorar. Üçüncü adımda metinde tam olarak anlaşılmayan, açıklığa kavuşturulması gereken noktaları sesli düşünerek bulur ve açıklayarak bu basamağı da model olarak örneklendirir. En son ve dördüncü basamakta da metnin bundan sonra nasıl devam edebileceğini yine sesli düşünerek tahmin eder.
Öğretmen stratejiyi model olarak gösterdikten sonra bu kez öğrenciler öğretmenin rolünü alır ve kendileri stratejiyi kullanarak arkadaşlarına model olurlar. Bu yaklaşımı kullanırken öğrencilerin küçük gruplara ayrılmalarının sağlanması ve grup içinde her bir öğrencinin öğretmen rolünü alması daha etkili bir yol olabilir. Öğrenciler stratejiyi sesli düşünerek uygularken gerek öğretmenlerinden gerekse diğer arkadaşlarından dönüt alarak desteklenmeli, stratejiyi öğrenmeye teşvik edilmelidir.

Sonuç olarak, kendi kendine öğretebilen yani kendi öğrenmesini sağlayabilen (öğrenmeyi öğrenen) öğrenciler yetiştirebilmemiz için öncelikle öğretmenlerimizin gerek hizmet öncesinde gerekse hizmet içinde, bu özelliklerle donanık hâle gelmeleri gereklidir. O hâlde kendi kendine öğretebilen, yani öğrenmeyi öğrenmiş öğretmenler yetiştirmek, öğretmen yetiştiren kurumların da temel amacı olmalıdır.

DOĞRUDAN ÖĞRETİM STRATEJİSİ

Aşağıda öğrenme stratejilerini doğrudan öğretim modeliyle öğretme basamakları özetlenmiştir:

Basamak 1: Dersin hedeflerini açılayınız ve öğrencileri öğrenmeye hazır hâle getiriniz: Öğrencilerin dikkatini öğrenilecek konu üzerine çekme ve dersin hedeflerini açıklamada, öğrenme stratejilerini öğrendikleri takdirde daha kolay ve etkili olarak öğrenebileceklerini, daha iyi performans gösterip yüksek notlar alacaklarını somut örneklerle gösteriniz.

Basamak 2: Belirli bir strateji açıklayıp gösteriniz : Sözel açıklamalar ve gösterme (demonstrasyon) yoluyla stratejiyi öğretiniz. Öğrencinin stratejiyle ilgili önceki bilgileri ile yeni bilgilerini ilişkilendiriniz ve stratejinin nasıl işlendiğini öğrencilere gösteriniz. Özellikle yüksek sesle düşünerek, stratejiyi kullandığımızda öğrenme için zihnimizde ne olup bittiğini, ne gibi bilişsel süreçlerin harekete geçtiğini, ne gibi işlemlerin olduğunu öğrencilere açıklayınız.

Basamak 3:Öğrencilere, sizin rehberliğinizde alıştırma fırsatları sağlayınız: Anında dönüt almaları için stratejiyi daha iyi kullanan öğrenciler arkadaşlarına rehberlik edebilirler. Ancak, bu rehberliğin de sizin denetiminizde olması gerekir.

Basamak 4:Öğrencilerin stratejiyi anlayıp anlamadıklarını kontrol ediniz ve dönüt veriniz.

Basamak 5:Öğrencilerin alıştırma yapmalarını durdurup stratejiyi kullanırken ne tür problemlerle karşılaştıklarını belirleyiniz. Öğrencilerin stratejiyi kullanırken zihinlerinde ne olup bittiği hakkında sesli düşünmelerini sağlayınız ve yaptıkları ile ilgili dönüt veriniz. Strateji ile ilgili tartışmayı sürdürünüz.

Basamak 6:Bağımsız alıştırma ve transfer yapmalarını sağlayınız. Stratejiyi bağımsız olarak kullanmaları için fırsatlar veriniz ve daha sonra alıştırma ödevlerini ne derece başardıklarını birlikte değerlendiriniz. Sonuçları hakkında bilgi vererek eksiklerini tamamlamaları, yanlışlarını düzeltmeleri için gerekli ipuçlarını sağlayınız.

Basamak 6:Bağımsız alıştırma ve transfer yapmalarını sağlayınız. Stratejiyi bağımsız olarak kullanmaları için fırsatlar veriniz ve daha sonra alıştırma ödevlerini ne derece başardıklarını birlikte değerlendiriniz. Sonuçları hakkında bilgi vererek eksiklerini tamamlamaları, yanlışlarını düzeltmeleri için gerekli ipuçlarını sağlayınız.

ÖĞRENME STRATEJİLERİNİ ÖĞRETME YAKLAŞIMLARI

Öğrenme stratejilerinin öğretimi de herhangi bir konu alanındaki bilginin öğretiminden büyük bir farklılık göstermez. Bu nedenle öğretme stratejilerinin işlendiği kitapçıkta açıklanan tüm öğretme stratejileri, öğrenme stratejilerinin öğretiminde de kullanılabilir.

Özellikle öğrenme stratejilerinin ne olduğunun ve nasıl kullanılması gerektiğinin öğretiminde doğrudan öğretim ve karşılıklı öğretme yaklaşımları kullanılmaktadır.

YÜRÜTÜCÜ BİLİŞ STRATEJİSİ

Yürütücü biliş; bireyin kendi düşünme ve öğrenme yollarının farkında olması .e kendi öğrenmesini etkili olarak düzenleyebilmesidir.

Yürütücü bilişin iki temel öğesi vardır. Bunlar;

1. Bireyin kendi öğrenme (biliş) yolları hakkındaki bilgisi,

2. Bireyin kendi öğrenmesini izlemesi, kontrol etmesi ve en etkili öğrenme stratejilerini seçip uygulaması, kendi öğrenmesini düzenlemesidir.

Aşağıda öğrencinin kendi öğrenmesini kontrol etmesi, yönlendirmesi ve dü-:er emesini kapsayan bir yürütücü biliş stratejisinin basamakları verilmiştir. Öğret-~e~ier bu stratejiyi de bir öğrenme materyali üzerinde sesli düşünüp örneklendire--e*. öğrencilerin öğrenmelerine ve kullanmalarına rehberlik edebilirler.

Basamak 1:Bu basamakta öğrenci bir çalışma plânı yapmalı, zaman çizelgesi düzenlemeli ve öğrenme birimine ne derece konsantre olduğunu izlemelidir.

Basamak 2: Öğrenme birimindeki önemli ve kendisine zor gelen şeyleri belirlemelidir.

Basamak 3: Kapsamı kendine özgü bir biçimde ifadelendirmelidir.

Basamak 4: Öğrendiklerini ortaya çıkarmalı, anahtar noktaları ve güçlük olan noktaları yeniden çalışarak sindirmelidir.

Basamak 5: Bilginin uygulanmasına ilişkin kendine soru sormalıdır.

Basamak 6: İzleme sonuçlarına göre hatalarını analiz etmeli ve çalışma yöntemlerini değiştirmeli ya da kendine ve konuya uygun hâle getirmelidir.

Sonuç olarak öğrenci, kendi bilişsel ve duyuşsal özelliklerini tanıyarak kendine özgü bir çalışma zamanı, plânı yapmayı; kendi öğrenmelerini izlemeyi ve sonuçlara göre de kendi öğrenme düzenini sürdürmeyi ya da öğrenme stratejisini değiştirmeyi öğrenmektedir. Kendi öğrenme biçimini kontrol edip daha etkili öğrenmesi çın gerekli düzenlemeleri yapmaktadır.

OKUDUĞUNU ANLAMA (SQ4R) STRATEJİSİ

Okuduğunu anlamada kullanılan en eski stratejilerden biridir. Bu strateji altı basamaktan oluşur. Öğrencilere öğretiminde de öğretmen bu altı basamağı adım adım sesli düşünerek öğrencilere her basamakta ne yapılacağını uygulayarak gös-ter-meli, model olmalıdır. Daha sonra da öğrencilerin kendilerinin bir başka okuma parçasında, bu stratejiyi kullanarak okuduk-larını anlamalarına rehberlik etmelidir.

Bu basamakların uygulanışı aşağıdaki gibidir.

1. Göz gezdirme: Öğrenci okuma materyalini ana başlık ve alt başlıklara dikkat ederek gözden geçirir. Okuma parçasının hangi konu ile ilgili olduğunu tahmin eder.

2. Soru sorma: Öğrenci ana başlık ve alt başlıkları dikkate alarak okuma materyali ile cevaplandırılabilecek sorular sorar.

3. Okuma: Öğrenci ana fikre dikkat ederek ve sorduğu soruların cevaplarını araştırarak materyali derinlemesine okur.

4. Yansıtma: Öğrenci okuduğu metin hakkında düşünür. Okuduğu metnin görsel imajlarını oluşturmaya çalışır.

5. Bakmadan cevaplama: Öğrenci kitabı kullanmaksızın 2. basamakta sorduğu soruları, kendi kendine ya da başka birine yüksek sesle cevaplar. Metinde bulunan önemli bilgi listelerini ya da diğer olayları ezbere sesli ya da sessiz olarak tekrar eder.

6. Yeniden gözden geçirme: Öğrenci materyale dönerek bilgiyi yeniden gözden geçirir, organize eder. Hatırlayamadığı, anlayamadığı, cevaplamakta güçlük çektiği yerleri yeniden okur ve soruları tekrar cevaplar. Bu okuduğunu anlama stratejisi, hem bilgiyi anlamlandırarak bilginin kısa sü-reü bellekten uzun süreli belleğe geçişini sağlayan hem de bilginin kolay bir biçimce geri getirilmesine (hatırlanmasına) yardım eden önemli bir etkinliktir.

ÖRGÜTLEME STRATEJİLERİ

Örgütleme stratejileri de yukarıdaki eklemleme / genişletme stratejileri gibi yeni bilgiyi anlamlandırmayı sağlayan stratejilerdir.

Bunlar; not alma, özetleme, uzamsal temsilciler oluşturma gibi öğrencinin bilgiyi kendine göre yeniden organize ettiği öğrenme stratejileridir.

Not alma:
Not alma, öğretmenin ya da kitabın sunduğu bilgiyi, öğrencinin yeniden organize ederek kendisi için daha anlamlı hale getirmesidir.
• Öğrencinin, not alabilmesi için önemli bilgiyi önemsizden ayırt etmesi gerekir.
Bu durumda öğrenci not alabilmek için;
• Öğrenme konusu üstünde dikkatini yoğunlaştırmalı;
• Konunun ana hatlarını çıkarmalı;
• Daha sonra da bu ana hatların içine önemli fikirleri yerleştirmelidir.
Not almayı ve daha sonra çalışmayı kolaylaştırmak için, tablo ve matris çizilip, önemli bilgiler bu tablo ya da matrisin içine yerleştirilebilir.

Not alma, öğrencinin anlamlı öğrenmesini sağladığı gibi, daha sonra bilgiyi tekrar etme ve gözden geçirmesini hızlandırır, kolaylaştırır.

Özetleme:

Öğrencinin yazılı materyali özetlemesi, etkili çalışma ya da öğrenme stratejilerinden biridir.
Özetleme Stratejisinin Öğretiminde İzlenecek Basamaklar:

1. Metindeki önemsiz bilgiyi tanıma ve çıkarma
2. Metindeki ana fikri belirleme ve kendi sözcükleriyle ifade etme
3. Her paragraftaki en temel cümleyi seçme ve yeniden ifade etme
4. Metnin ana fikri ve yan fikirleri arasındaki ilişkileri, anlamını bozmadan, çok kısa olarak bütünleştirme.

Özetleme ile ilgili öğretim, zaman alıcı olmakla birlikte, hatırlama ve kavramayı artırmaktadır.
Aşağıda bir özetleme örneği verilmiştir.

Öğrencilerinin kendi kendilerine öğretebilen(öğrenmeyi öğrenen) bireyler hâline gelmesi için çaba harcayan öğretmen, öğrencilerine aşağıdaki açıklamayı yapmaktadır.
"Bu gün okuduğumuz şeyi daha iyi anlamak için ve anlayıp anlamadığımızı kontrol etmek için yeni bir yol öğreneceğiz. Bu yolun adı özet yapmadır. Bu yolun birkaç basamağı vardır.

• Önce okuyacağımız metni gözden geçireceğiz (hızlıca okuyacağız).
• Daha sonra anlayıncaya kadar okuyacağız.
• Metindeki önemli olmayan bilgileri eleyeceğiz.
• Önemli fikirleri listeleyeceğiz.
• İçlerinden metinde işlenmek istenen ana fikri bulacağız.
• Bu ana fikri desteklemek üzere her paragrafa ait temel fikri (ana fikre ait yan fikirler) bulup kendi sözcüklerimizle kısa bir biçimde yazacağız.
Bugün "Aslan ile Tavşan" adlı kısa bir öyküyü özetleyeceğiz.
• Şimdi baştan sona kadar öyküyü bir okuyalım.

ASLAN İLE TAVŞAN

Ormanda azılı bir aslan yaşamaktadır. Ormandaki tüm hayvanlar korku içindedir. Çünkü aslan, onları rahat bırakmamakta, her gün birini yakalayıp yemektedir. O gün sıranın kimde olduğu belli değildir. Hayvanlar, korku içinde yaşamaktan kurtulmak için bir çare ararlar. Düşünür, taşınır, aralarından bir heyet seçer aslana gönderirler.

- Ey ormanların padişahı, her gün içimizden birini yakalıyor, yiyorsun. Buna bir diyeceğimiz yok. Ama bu zahmet niye? Sen tahtına otur. Biz sana her gün birini yollarız. Sen de rahatça yersin. Böylece sen rahat, biz de huzur içinde günlerimizi geçiririz, derler.
Bu öneri aslanın hoşuna gider, kabul eder. Ondan sonra da her sabah hayvanlardan biri gelip aslana yem olur.

Günlerden bir gün sıra tavşana gelir. Hayvanlar: "Eh ne yapalım, kısmet se-ninmiş. Haydi vakit geçirmeden yola düş. Aslanı kızdırmaya gelmez." derler. Ancak, tavşan işi ağırdan alır. Seke seke aslanın yanına vardığı zaman, vakit bir hayli ilerlemiştir. Açlıktan ateş püsküren aslan: "Nerede kaldın? Gecikmene sebep ne?" diye kükrer. Tavşan yapmacık bir telâşla terlerini siler, boynunu büker:

- Aman efendim, ben saygıda kusur etmedim. Sabah erkenden yola çıktım. Ama bir başka aslan yolumu kesti. Elinden kurtulup size gelinceye kadar neler çektim, bir bilseniz, der. Aslanın öfkesi iyice kabarır : "Kimmiş bu küstah! Bu ormanda ben egemenim, burada benim hükmüm geçer" diye söylenir.

Tavşan bu gelişmeden hayli memnun olur. Öteki aslanı bir parça daha över. Bu sözler üzerine aslan dayanamaz.

- Düş önüme, çabuk göster bu alçağı, diye kükrer. Tavşan kızgın aslanı alır getirir bir kuyu başına,

- İşte sultanım, yolumu kesen burada yatıyor, bakınız nasıl da kurulmuş.

Aslan hırsla kuyuya bakar. Suda kendi görüntüsünü görür. Hırlamaya başlar. Kuyudan kendi hırıltısı daha güçlü çıkar. Tavşan bu durumda :

- Görüyor musunuz efendim? Size nasıl da meydan okuyor, der. Aslan büsbütün hiddetlenir.

- Bir ülkede iki padişah olmaz, parçalamalıyım onu, diye söylenir ve sonra güm. Kendini kuyuya atar.
Her şey bitmiştir artık.

Öğretmen sesli düşünerek; "şimdi öyküyü iyice anlayacak biçimde okuyalım. Bu arada da öyküdeki önemli bilgiler nelerdir? Önemsiz bilgiler nelerdir? Yani çıkardığımız zaman öykünün anlamını bozmayan, öyküyü süslemek için yazılmış bilgiler hangileridir? Düşünelim." Okuma bittikten sonra:
Ne dersiniz çocuklar bu öykünün ana fikri ne olabilir, birlikte düşünelim.

Leyla: Tavşanın aslanı yenmesi

- Tavşan aslanı neden yenmek istesin?

Hakan: Hayvanları yiyerek korku ve huzursuzluk yarattığı için

- Eveet, peki bu güçlü hayvanı tavşan nasıl yendi?

Elif : Zekâsını kullanarak, oyuna getirdi.
(Diğer öğrencilerden de gelecek pek çok cevap alınır ve ana fikre yönlendirilir.)
Şimdi bütün bu konuştuklarımızı düşünerek öykümüzün ana fikrini ifade edelim.

• Kaba gücümüze güvenip başkalarını korkutmamalıyız, başkaları zekâsıyla bizi yenebilir.

• Şimdi tekrar öykümüze dönelim; birinci paragrafa bir göz atalım; ana fikrimizi destekleyen temel fikir nedir, onu bulalım...

Önce bu paragraftaki önemsiz bilgiler hangileridir? Onları açıklayalım. Şimdi temel fikri ifade edelim. (Öğrencilerden çeşitli cevaplar alınır; yönlendirilir ve birinci paragraftaki temel fikir kısaca ifade edilir.

Ancak bir konunun, bir okuma parçasının anahtarlarını oluşturmada, diğer stratejilerin öğretiminde olduğu gibi, öğretmenin sesli düşünerek ana hatları oluşturması, böylece öğrenciye rehberlik etmesi gerekir.

Örneğin;

ÜÇGENLER

1. Açılarına göre üçgenler
a) Dar açılı üçgenler
b) Dik açılı üçgenler
c) Geniş açılı üçgenler

2. Kenarlarına göre üçgenler
a) İkizkenar üçgenler
b) Eşkenar üçgenler
c) Çeşit kenar üçgenler

b. Şematize etme (haritalama): Şemalar, fikirler arasındaki ilişkilerin görsel temsilcileri olduğundan, belli bir konuda hangi fikirlerin en temel fikirler olduğu, diğerleriyle nasıl ilişkilendiğini açık olarak görmemize ve bilgiyi anlamlandırmamıza yardım eder.
"Kavram şemaları (haritaları), yol haritaları gibidir. Ancak, kavram haritaları yerlerden ziyade, fikirler arasındaki ilişkileri gösterir.
Öğrenciye bilgiyi şematize etmeyi öğretmek için; öncelikle onlara, konudaki anahtar fikri ve anahtar ilişkilerle ilgili diğer başlıkları tanımayı öğretmek gerekir. Dana sonra, temel fikir ve yan fikirler arasındaki ilişkiler, mantıksal bir yapı içinde organize edilir. Bilgi şemaları bazen hiyerarşik bir yapı içinde örgütlenir, bazen de nedensel ilişkileri gösterecek biçimde oluşturulurlar.
Bilgi şeması oluşturmada genellikle aşağıdaki adımlar izlenir.

1. Ana fikri, kavramı ya da diğerlerinin üstündeki en temel ilkeyi belirleyiniz.
2. Ana fikri ya da kavramı destekleyecek ikincil fikirleri ve kavramları belirleyiniz.
3. Şemanın merkezine ya da en tepesine ana fikri yerleştiriniz.
4. Ana fikir etrafındaki ikincil fikirleri, ana fikirle ve birbirleriyle ilişkilerini görsel olacak biçimde gruplaymız.

Bilgi şeması oluşturmak, birçok öğrenci için çok eğlencelidir. Aynı zamanda Dilgiyi anlamlı olarak öğrenmesini sağlar.


EKLEMLEME/ GENİŞLETME STRATEJİLERİ

Öğrencinin kendisinde var olan bilgiye ekleme yapmasını ya da kendi bilgisini genişletmesini sağlayan stratejilerdir. Eski ve yeni bilgiler arasında ilişki kurmayı sağlayarak anlamlı öğrenmeye yardım eder. Özellikle benzetimler, yeni bilginin daha önceki bilgiyle yapay ilişkiler kurmamızı ve yeni bilgiyi anlamlandırmamızı sağlar.

Örneğin; kan dolaşımı, daha önce öğrenilmiş olan bir şehrin su şebekesine benzetilebilir. Kalp, su pompasına; atar ve toplar damarlar da şehrin temiz ve kirli su borularına benzetilebilir.

ANLAMLANDIRMAYI (KOTLAMAYI) GÜÇLENDİRİCİ ÖĞRENME STRATEJİLERİ

Öğretmen, konunun öğrenilmesini sağlamak için nasıl uygun öğretim stratejilerini seçerek öğrencilerin öğrenmelerine yardım ediyorsa; öğrencinin de kendi kendine öğretebilmesi için uygun öğrenme stratejisini seçmesi beklenir. Ancak ilköğretimin ilk beş yılında öğretmen öğrenciye uygun öğrenme stratejisini seçme ve kullanma konusunda gerek rehber olmalı; gerekse model olarak öğrenmesini sağlamalıdır.
Örneğin; öğrenci, sözcükleri, basit ilişkileri, ilkeleri, olguları öğrenme ve hatırlamada bellek destekleyici öğrenme stratejilerini kullanabilir.

Daha karmaşık öğrenme hedeflerine (kavrama, uygulama, analiz, sentez, değerlendirme) ulaşmak için; benzetimler, not tutma, özetleme, ana hatları belirleme, bilgiyi şematize etme (bilgi haritası çıkarma), bilgiyi tablolaştırma gibi örgütleme stratejilerini etkili olarak kullanabilirler.

İlköğretimde uygulanabilecek BELLEK DESTEKLEYİCİ STRATEJİLERDEN bazıları aşağıda verilmiştir.

a) Anahtar Sözcük Yöntemi:

Özellikle yabancı dildeki sözcükleri öğrenmek için kullanılmakla birlikte çok :es: konu alanlarının kavram ve olgularının (kim, ne, nerede, ne zaman, ne yaptı icarına cevap veren bilgi) öğrenilmesinde de kullanılabilir. Örneğin; ülkelerle başkentlerinin, söylenişleri aynı anlamları farklı sözcüklerin öğrenilmesinde bu yöntem kullanılabilir.
Bu yaklaşımı uygulamak için;

• Birinci aşamada, öğreneceğiniz yabancı dildeki sözcüğün söylenişine uygun olarak kendi dilimizde bir sözcük seçmeniz gerekir. Bu anahtar sözcük mümkün olduğunca somut isimlerden seçilmelidir.
Örneğin;
İngilizce : Tie ("Tay" olarak okunuyor; kravat anlamına geliyor.
Türkçe : Tay, atın yavrusu anlamına geliyor.)

• İkinci aşamada, yabancı dildeki sözcüğün anlamı ile kendi dilinizdeki anahtar sözcüğü bir cümle içinde imaj oluşturacak biçimde kullanmak gerekmektedir. Örneği devam ettirecek olursak;
Çocuklar, tayın boynuna kravat bağlamışlar.

Diğer örnekler:

İngilizce : Top : üstünde, (okunuşu; top)
Türkçe : Top (anahtar sözcük)
imaj oluşturan cümle
Çocuğun topu duvarın üstüne kaçtı.
İngilizce : One : Bir, (okunuşu; van)
Türkçe : Van (anahtar sözcük)
İmaj oluşturan cümle
Van ilimizde bir göl vardır.

b) Baş Harflerle Düzenleme Stratejileri:

Bir ilke, olay, yer, tarih vb. bilgiler sözcüklerin baş harflerinin birleştirilmesiyle kısaltmalar oluşturularak hatırlanabilir.
Örneğin; Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemindeki Savaşlar: Sırpsındığı Savaşı
I. Kosova Savaşı Niğbolu Savaşı Ankara Savaşı Varna Savaşı
II. Kosova Savaşı
Görüldüğü gibi bu savaşların baş harfleri SINAV II olarak kısaltılarak hatırlanabilir.

Bir diğer yaklaşım da hatırlanması gereken bilginin ya da sözcüğün baş harfleriyle cümleler oluşturmadır.

Örneğin; Öğrenci Türkiye'deki en yüksek üç dağın adlarını sırasıyla öğrene-cekse dağ isimlerinin baş harfleriyle bir cümle oluşturarak hatırlayabilir.

1.Ağrı 2. Erciyes 3. Kaçkar
Ayşe Erikleri Kaçırıyor

Sert ünsüzleri öğrenmek için f, s, t, k, ç, ş, h, p Fıstıkçı Şahap gibi

c) Kafiye ya da Ritm Oluşturma Stratejisi:

Örneğin; genellikle İsveç, İsviçre ile karıştırılır. Kuzey ülkelerini bir arada veren aşağıdaki kafiyeli ve ritmli cümleler kolayca öğrenmeyi sağlayabilir. İsveç, Norveç, Danimarka Türkiye'nin Başkenti Ankara
Yukarıdaki gibi kafiye ve ritmle ilişkilendirilen pek çok bilgi kolayca hatırlanabilir. Öğretmenler, kafiye ve ritm oluşturmada da öğrencilere yardım ederek rehberlik etmelidir.

28 12 2007

ÖĞRENME STRATEJİLERİ VE ÖĞRETİMİ

Geleneksel olarak okullarda, öğrencilerin çok çeşitli bilgiyi öğrenmeleri beklenir. Ancak çoğu zaman bu bilgileri nasıl öğrenebileceklerine ilişkin bilginin öğretimi ihmal edilmektedir.

Oysa iyi bir öğretim, öğrenciye nasıl öğreneceğine, nasıl hatırlayacağına, kendi kendini nasıl güdüleyeceğine ve kendi öğrenmesini etkili olarak nasıl kontrol edip yönlendireceğine rehberlik etmeyi kapsar. Diğer bir deyişle; etkili öğretim, öğrencilerin öğrenme stratejilerini öğrenmelerine rehberlik eder.
Öğrenme stratejileri, öğrencinin kendi kendine öğretebilmesi için kullandığı işlemlerdir. Bu nedenle öğrenme stratejisi öğretiminin temel amacı, öğrencilerin kendi öğrenmelerini kendilerinin sağlamasına yardım etmektir.

Öğrencinin kendi kendine öğretebilmesi için aşağıdaki basamakları uygulamasına rehberlik ediniz.

1. Hedefi analiz edip tanımlama: Bu basamakta ne öğrenileceği ve bu öğrenmenin nerede, ne zaman gerçekleşeceği belirlenir.

2. Stratejiyi plânlama: Birinci basamakta ne öğrenileceği, nerede, ne zaman öğrenileceği belirlendikten sonra; bu öğrenmeyi sağlayacak strateji ya da stratejilerden oluşan bir plân hazırlayacaktır. Örneğin; öğrenci "bu konuyu şöyle çalışırsam, şu yolları kullanırsam daha başarılı olurum" gibi düşünüp öğrenme plânını belirleyecek.

3. Stratejiyi uygulama: Bu basamakta öğrenci, öğrenme hedefine ulaşmak üzere belirlediği öğrenme stratejisi ya da stratejilerini uygulayacaktır.

4. Stratejilerin sonuçlarını izleme: Bu basamakta öğrenci seçtiği öğrenme stratejisinin kendisini amaca ulaştırmada ne derece yardım ettiğini belirleyecek. Örneğin; konuyu şematize ederek çalışmam anlamamı kolaylaştırdı mı?, Ezberlemem gereken sözcüklerin baş harfleriyle cümle kurma stratejisi hatırlamamı kolaylaştırdı mı? vb. sorularla seçtiği öğrenme stratejisinin etkili olup olmadığını ortaya koyacak.

5. Stratejiyi uygun hâle getirme: Eğer 4. basamakta sorulan sorulara alınan cevaplar evet ise, strateji öğrenmeye yardım etmiştir. Bu durumda öğrenci, strateji değiştirmesine gerek olmadığına karar verir. Ancak strateji, öğrenme bakımından tatminkâr bir sonuç vermediyse durumu yeniden gözden geçirip hedefine daha uygun bir strateji plânlayacaktır.

PSİKO-MOTOR BECERİ ÖĞRENME VE ÖĞRETİMİ

Beceri öğrenmeyle ilgili iki farklı yaklaşım bulunmaktadır. Bunlardan biri; becerinin her parçası ayrı ayrı öğrenilip daha sonra birbirine zincirlenmesi ile beceri kazanılmaktadır. Örneğin; bir müzik aleti çalmada önce notalar ve diğer ifadeler ayrı ayrı öğrenilerek daha sonra üst üste eklenebilir. Ancak son yıllarda, beceri öğrenmede daha gözde yaklaşım, bilgiyi işleme kuramına dayalı olan bilişsel yaklaşımdır. Bu yaklaşıma göre; becerinin işlem ve alt işlemlerini kapsayan hiyerarşik bir örgütleme olan model oluşturulur. Bu modelde yer alan işlem ve işlem basamaklarının nasıl ka-zanalıcağına ilişkin stratejiler plânlanır. Bu planda uyarıcı-tepki birimlerinin zincirlendiği bir seri hareket değil, beceriyi çok çeşitli durumlarda kullanmak önemlidir.

Beceri öğrenmede hareketler, beceri programı çerçevesinde alıştırmalarla geliştirilmektedir. Öğrencinin öğrenme özelliklerine göre, beceri öğrenme sırasında gerektiğinde beceri programının kapsadığı model ve plânda değişiklikler yapılmalıdır.

Psiko-Motor Becerilerin Öğretiminde Dikkat Edilecek İlkeler

1. Becerinin ve öğrencinin özelliklerini analiz ediniz.
2. Öğrenciye, becerinin modelini kazanmasında yardım ediniz.
3. Öğrencinin beceriyi göstermesi için plân yapmasına yardım ediniz.
4. Öğrenci için uygun alıştırmalar düzenleyiniz.
5. Öğrencilere dönüt sağlayınız; yetersiz davranışları düzeltmeleri için gerekli düzenlemeleri yapınız.
6. Öğrencinin bağımsız öğrenme alıştırmaları yapmasını, beceriyi değişik durumlarda kullanmasını (transferini) sağlayınız.

1. Becerinin ve öğrencinin özelliklerini analiz ediniz.
Becerinin kapsadığı alt beceriler analiz edilerek, nasıl öğrenecekleri belirlenmelidir. Gerek becerinin hiyerarşik yapısının analiz edilmesi, gerekse bu yapının nasıl öğrenileceğinin belirlenmesi; öğrencinin performans düzeyinin tanınması ve öğrencinin özelliklerine uygun öğretimin düzenlenmesi için gereklidir. Böylece öğrencinin beceriyi kazanabilmesi için gerekli olan özelliklerden; "hangilerine sahip, hangileri nasıl geliştirilebilir, öğretim nasıl düzenlenmeli ki öğrenci beceriyi kazana-bil-sin?" soruları kolayca cevaplanabilir.
Aşağıda "blok flüt çalma" becerisinin alt basamakları analiz edilmiştir.
BLOK FLÜT ÇALMA BECERİSİNİN ANALİZİ
• Blok flütü doğru tutma
• Doğru nefes alma ve doğru üfleme
• La-sol ve si notaları ile doğru tutuş ve doğru ses çıkarma
• Ses temizliğini sağlama
• Dil ve parmak uyumunu sağlama
• La-sol ve si seslerine fa-mi-re-do ve ince do seslerini ekleme (Analiz Doç. Dr. Gökay YILDIZ tarafından yapılmıştır.)

2. Öğrencinin becerinin modelini görmesini sağlayınız.
Öğretmen, beceriyi canlı ya da bir filmle göstererek öğrenciye model oluşturur; beceriye ilişkin genel bir görüş kazandırır.
Örneğin; öğretmen öğrenciye blok flüt çalmayı öğretecekse önce kendisi blok flütü çalmalı, çocuğa model oluşturmalıdır.
Özellikle video kasetler oldukça faydalıdır. Öğrenciler, modelin hareketlerini ve kendi hareketlerini gözleyerek, kendi kendilerine öğrenebilirler. Ancak beceriyi öğrenmeye henüz yeni başlayan öğrenciler için, öğretmenin açıklama ve rehberliği gereklidir.

Öğretmenler, öğrencilere yaratıcı ürünlerin nasıl oluşturulabileceğini de somut olarak göstermelidir. Burada öğrencilerin öğretmenin ortaya koyduğu ürünü değil, yaratıcı ürünü nasıl oluşturduğunu gözleyerek kazanması sağlanmalıdır. Yara-tıcı dans, yaratıcı yazma, resim, müzik vb. alanlarda yaratıcı ürünler ortaya koyabilirler.

3. Öğrencinin beceriyi göstermesi için, plân yapmasına yardım ediniz.
Örneğin; blok flüt çalmayı öğrenmek isteyen bir öğrenci kendisi için bir d z~
yaptığında beceriyi göstermedeki başarısı artacaktır. Örneğin;

• Blok flüt çalma becerisini kazanmak için ne gibi alıştırmalar yapılacak?
• Alıştırmalar ne kadar süre ile ve ne zaman yapılacak? vb. sorulan sorup öğrenci, yanıtlarını verdiği zaman kendisine bu beceriyi kazanmak için bir plân yapmış olacaktır.

4. Öğrenci için uygun alıştırmalar düzenleyiniz.
Öğrenciler için uygun alıştırmalar düzenlemek, tüm becerilerdeki yetkinliği artırmada gereklidir. Düzenlenecek alıştırmaların şu dört koşulu karşılaması gerekir:
a) Alıştırma öncelikle tüm beceri ile ilgili olmalıdır. Örneğin; masa tenisi oynama becerisini kazanmak için önce, vücudu uygun pozisyona getirme, raketi uygun şekilde tutma, sonra topa vurma alıştırmaları değil, önce tüm becerileri kapsayan alıştırmalar yapılmalıdır.
b) Beceri bütünüyle kazanıldıktan sonra, tüm becerinin gösterilmesinde yetkinliğe ulaşmak için gerekli alt becerilere doğru yönelmeli kritik alt becerilere dönük alıştırmalar yapılmalıdır.
Örneğin; blok flüt çalma becerisini kazanmak için; önce tüm becerileri kapsayan basit bir şarkıyı çalma becerisi kazanıldıktan sonra, blok flüt çalmada yetkinleşmek için, kritik alt beceriler olan "blok flütü doğru tutma", "doğru nefes alma ve üfleme" ve diğer becerileri kazanmak üzere alıştırmalar yapılmalıdır.
c) Beceri olabildiğince gerçek koşullarda gösterilmelidir.
d) Dördüncü olarak da alıştırmalar uzun süreli az sayıda değil, kısa süreli çok sayıda derse dağıtılmalıdır. Alıştırma süresi, bireyde yorgunluk ve bıkkınlık meydana getirerek öğrenmeyi engellememelidir. Ancak, bireyin gerekli beceriyi göstermesini sağlayacak bir zamanı da kapsaması gerekir.
Örneğin; blok flütü çalma becerisini kazanmak için sürekli olarak bir kez dört saat çalışmak yerine birer saat çalışmak daha yararlı olabilir.
Ayrıca, alıştırmalar bireyin alıştırmadan doğan yorgunluğunun geçmesini sağlayacak kadar uzun ve aynı zamanda beceriyi unutmasına neden olmayacak kadar kısa aralıklarla yapılmalıdır.

5. Öğrenciye dönüt veriniz ve yetersiz davranışları düzeltmesi için gerekli düzenlemeleri yapınız.
Öğrenciye gösterdiği becerinin doğruluğu yanlışlığı ya da eksikliği hakkında bilgi verilmeli ki; öğrenci, doğru davranışlarını sürdürsün, eksik ve yanlışlarını ise, nasıl düzeltmesi gerektiğini öğrenerek beceriyi geliştirebilsin.
Özellikle psiko-motor becerilerin kazanılmasında anında dönüt verilmesi gerekir. Aksi hâlde geri dönülmesi güç olan zararlar meydana gelebilir. Örneğin; alnını mindere koyarak takla atmaya çalışan öğrenci boynunu kırabilir.

6. Öğrencinin bağımsız öğrenme alıştırmaları yapmasını ve beceriyi transfer etmesini sağlayınız.
Okullarda beceri, okul dışında birçok farklı etkinlikte kullanılabilmesi için öğretilmektedir.
Bu nedenle, becerinin en üst düzeyde geliştirilebilmesi için öğrencinin farklı Koşullarda bağımsız olarak alıştırma yapması gerekmektedir. Öğretmen, grupla öğretim yaptıktan sonra öğrencilere, bağımsız olarak farklı koşullarda alıştırma yapmaları ve kendi kendilerini değerlendirmeleri için zaman vermelidir. Ayrıca, tüm öğrencilerin birbirlerinin gösterdiği beceriyi değerlendirmeleri de sağlanmalıdır. Böylece öğrencilerin beceriyi farklı koşullarda bağımsız olarak gösterme özellikleri gelişeceği gibi kendilerini ve başkalarını izleme ve değerlendirme becerileri de gelişecektir.
Örneğin; çocuğun blok flüt çalma becerisini değişik durumlarda göstermesi için farklı şarkıları çalma, değişik enstrümanlarla birlikte çalma vb. bağımsız alıştırmalar düzenlenebilir.

Yaratıcı Problem Çözme

Yaratıcı problem çözme, daha genel bir problem çözme türüdür. Sınıfta ve günlük yaşamda karşılaştığımız pek çok problem tek boyutlu değil, çok boyutludur ve yaratıcı düşünmeyi gerektirir.
Yaratıcılık, değişik durumlarda esnek, akıcı, özgün, alışılmıştan farklı bir şekilde düşünmeyi kapsar.
Özgünlük, benzersiz cevaplar üretme olarak tanımlanmaktadır.
Esneklik, değişen koşullara uyum sağlama yeteneğidir. Öğretmenler düzenleyecekleri farklı ortamlarla öğrencilerin esnek düşünmelerini destekleyecek alıştırmalar yapmalarına yardım edebilirler.

Akıcılık, fikirlerin hızlı bir şekilde sıralanmasıdır. Örneğin; çocuklara beyaz ve yenilebilir şeyleri sıralayın diye sorulduğunda; süt, ekmek, un, patates ezmesi, şeker, tuz diye sıralayan çocuğun akıcılık puanı, bunlardan sadece süt, un, şeker gibi daha az yiyecek adı verenden daha yüksektir.
Öğrencilerin yaratıcılığını, yani özgün, akıcı, esnek düşünmesini daha önce '
sabitleşmiş ön öğrenmeler engelleyebilir. Ayrıca, duygusal faktörler de yaratıcı r
problem çözmeyi engelleyebilir. Çocuktaki "hata yapma" korkusu, onu yaratıcı prob- '
lem çözmekten alıkoyan Çocuk hata yapmaktan korkmadığı zaman yaratıcı problem çözme durumları daha eğlenceli ve güdüleyicidir.

Yaratıcı Problem Çözme Öğretiminde Kullanılacak Stratejide Aşağıdaki Altı Öğenin Bulunması Gerekir:

1. Kuluçka (tasarlama) için zaman veriniz
Yaratıcı problem çözmede önemli olan nokta çözüme ulaşmak için acele etmekten kaçınmaktır. Bu durumda da tek boyutlu problem çözmede olduğu gibi t problemin tam olarak anlaşılması önem taşımaktadır.
[Örneğin; "Gökçe elmalı poğaçayı fırında 45 dakikada pişirmektedir. Bu durumda "Üç elmalı poğaçanın pişirilmesi ne kadar zaman alır?"
Öğrencilerin çoğu acele ederek üç ile 45'i çarpmışlardır. Oysa biraz daha düşünerek problemi anlasalardı, üç elmalı poğaça aynı anda fırında pişeceğinden dolayı bir poğaça ile üç poğaçanın pişirme süresinin eşit olacağını göreceklerdi.

2. Yargıyı erteleyiniz.
Yaratıcı problem çözmede, öğrenciler bir çözüm yolunu denemeden önce tüm olasılıkları düşünmeleri için yargıyı ertelemeye teşvik edilmelidir. Birçok çözüm yolunu görmeyi sağlayan yöntemlerden biri beyin fırtınasıdır. Ne kadar saçma olursa olsun tüm kişilerden fikirler alınır ve biri muhtemel çözüm olarak değerlendirilir. Örneğin; "Sınıf temsilcisini en adil biçimde nasıl seçelim?" Beyin fırtınası yoluyla tüm öğrencilerin düşündüğü olası çözümler alınır. Onlardan en uygun olanına karar verilir.

3. Uygun bir hava yaratınız.
Yaratıcı problem çözme becerisi; rahat, neşeli, eğlenceli bir ortamda gelişir. Öğrencinin olağan dışı, hayal ürünü fikirlerine karşı öğretmenler saygı göstermeli, onları bu fikirlerini ifade etmeye teşvik etmeli; çocuk, hata yapma korkusu yaşamamalıdır.

4. Problemi analiz ediniz ve özelliklerini listeleyiniz. Problemin temel özelliklerini, öğelerini analiz etmek gerekir.
Örneğin; "Bir kişi apartmanının üçüncü katından aşağıdaki manava, ipe bağlanmış hafif bir torba sarkıtarak içinin doldurulmasını istemiştir. Ancak, torba, havada uçuştuğundan ip ile sarkıtması çok zor olmaktadır."
Bu durumda torbanın savrulmaması için ne yapardınız? diye sorulduğunda öğrenciler çeşitli cevaplar vermişlerdir. Bu cevaplardan bazıları şunlardır:

• "Torbayı atmaz, aşağıya iner kendim alırdım."
• "Daha ağır bez bir torba seçerdim."
• "Torbanın içine taş koyardım."
• "Torbaya ağırlık yapsın diye torbanın ağzını çamaşır mandalı ile tutturarak
sarkıtırdım."

Yukarıdaki cevaplardan en yaratıcı, en kolay ve en tehlikesizi kuşkusuz sonuncusudur.

Naylon torbanın sarkıtılamayacak kadar hafif olduğu, problemin temel nedeni olarak belirlendiğinde çözüme daha kolay ve daha yaratıcı olarak ulaşılabilir.

5. Öğrencilerin yaratıcı bilişsel yeterlikleri öğrenmelerine rehberlik ediniz.

Öğrencilere yaratıcı problem çözme için belirli stratejiler öğretilebilir.
Öğrencileri;
• Problemi zihinde açık bir şekilde anlamaya,
• Olağan dışı fikirler düşünmeye,
• Birçok fikir üretmeye,
• Olasılıkları şematize etmeye, teşvik ediniz.

6. Öğrencilerin yaratıcı problem çözmeleri için çok sayıda alıştırma yapmalarını ve bilgilendirici dönüt almalarını sağlayınız.
Örneğin; çocuğuyla birlikte bir baba, arsayı satın almak üzere bakmaya gitmiştir. Alıcı satıcıya:
"Acaba arsa kaç metre karedir?" diye sorar. Satıcı da yaklaşık olarak 500 mama tam olarak kaç molduğunu bilmediğini söyler. Çocuğun babası ile satıcı "Tam olarak nasıl ölçelim? Yanımızda da ölçmek için hiçbir şeyimiz yok, adımlayalım bari." diye konuşurken, çocuk, acaba nasıl bir çözüm bulmuş dersiniz?
Çocuk, yanlarında duran otomobili göstererek "Baba, otomobilin kilometresini sıfırlayalım. Boyunu ve enini otomobille dolaşarak ölçelim. Sonra da enini ve boyunu çarpıp alanını bulalım" der.

Kavram Öğrenme ve Öğretimi

Belirli kavramlar çocuklara ne zaman, hangi düzeyde öğretilmelidir? Yaşamın ilk yıllarında, çocukların kavramları öğrenebilmeleri, sinir sisteminin olgunlaşmasına bağlıdır.
Kavram öğrenme dört düzeyde gerçekleşmektedir. Bunlar; somut düzey, tanıma düzeyi, sınıflama düzeyi ve soyut düzeydir. Kavram öğrenme dört düzeyde gerçekleştiği gibi, öğrencinin gelişim düzeyi ve ön öğrenmeleri dikkate alınarak kavram öğretimi de doğal olarak bu dört düzeyde gerçekleşmektedir.


A. SOMUT DÜZEY VE TANIMA DÜZEYİNDE KAVRAM ÖĞRETİMİ

Çocuklar somut ve tanıma düzeyindeki birçok kavramı aileden, komşudan kısacası informal eğitim yoluyla öğrenir. Ancak bazı kavramların somut ve tanıma düzeyinde öğrenilmesi ilköğretim, orta öğretim hatta yüksek öğretim düzeyinde sürer. Örneğin; delta, mikroskop vb. kavramlar okul yıllarında somut ve tanıma düzeyinde öğrenilir.
Hangi yaşta olursa olsun öğrencinin kavramı somut ve tanıma düzeyinde öğrenmesini sağlamak için aşağıdaki öğretim ilkelerini uygulamak gerekir.

1. Kavramın gerçek maddesi (kendisi), resmi ya da diğer temsilcileri sınıfa getirilmelidir. Örneğin; sınıfta bir çiçeğin çeşitli bölümleri incelenecekse sınıfa, çeşitli bölümlerinin görülebileceği çiçekler getirilir. Çiçeklerin her bir bölümü somut olarak görülür.

2. Öğrencilere maddenin adı verilmeli, madde ile adı arasındaki ilişki kurmaları sağlanmalıdır. Çocuklar okula gelmeden önce bazı kavramların adı, sözcük dağarcıklarında bulunmayabilir. Ancak, gerek okul öncesi eğitim gerekse okul sırasında kavramların adları çocuklara verilmelidir. Çocuk kavramın adı ile kendisini ilişkilendirmelidir.

3. Maddenin doğru tanınmasından ve adlandırılmasından hemen sonra bilgilendirici dönüt verilmelidir. Örneğin; Çocuk, taç yaprağını bulup gösterdikten sonra "Aferin taç yaprağı doğru gösterdin." diyerek doğru davranışı pekiştirmeli; yanlış gösterdi ise neden yanlış yaptığı açıklanıp, taç yaprağın ne olduğu çiçek üstünde tekrar öğrenci ile birlikte bulunarak gösterilmelidir.

4. Öğrencinin maddeyi tanıyıp tanımadığını belirlemek üzere madde daha sonra tekrar gösterilmeli ve adıyla ilişkilendirilmesi sağlanmalıdır.

5. Gerekirse 1. ve 4. maddeler tekrar edilmelidir.

B. SINIFLAMANIN BAŞLANGIÇ DÜZEYİNDE KAVRAM ÖĞRETİMİ

İlköğretime gelmeden önce çocuklar çevrelerinde somut örneği olan birçok kavramı sınıflama düzeyinde öğrenmiştir. Örneğin; meyve kavramının kapsamında yer alan elma, armut, portakal vb. ayırt edip sınıflayabilirler. Ancak "ağırlık ölçüleri", "isim" gibi kavramları ilköğretim yıllarında öğrenirler. Hatta bazı soyut kavramları lise hatta üniversite yıllarında kazanırlar. Örneğin; eğitim, öğrenme, öğretme stratejileri vb. kavramları üniversitede öğrenirler.

Sınıflamanın başlangıç düzeyinde kavram öğretmede kullanılan ilkeler aşağıda sırayla verilmiştir. Bu ilkeler kullanılarak öğrencilerin bazı kolay örnekleri sınıflandırmalarına rehberlik edilebilir.

1. Öğrencilere kavramın en az iki farklı örneği ile çok kesin bir ya da iki örnek olmayanını veriniz.
Örneğin; üçgenleri öğretirken çeşitli üçgenleri örneklendirmek üzere üçgen biçimindeki kartonları, örnek olmayan durumlar için de dikdörtgeni, kareyi, beşgeni kartonlarla gösterebiliriz.

Örnek olanlar, öğrencinin kavramın belirgin özelliklerini tanımasına yardım etmelidir. Örnek olmayanlar da örneğin bazı özelliklerini taşımakla birlikte, bazı temel özellikler bakımından farklı olmalıdır.

2. Öğrencilerin örneklerle kavramın adını ilişkilendirmelerine yardım ediniz.
Bu süreç kavramın somut ve tanıma düzeyinde öğretimi için gerekli olmakla birlikte, kavramla ilgili ön öğrenmelerin hatırlanmasını sağlar.

Örneğin; öğretmen, üçgen çeşitlerine uygun ve uygun olmayan nesneleri (üçgen biçiminde fotoğraf ve resim çerçevesi, sehpa, masa, gönye vb.) öğrencilere göstererek, üçgen biçiminde olan nesneleri öğrencilerden alır.

3. Öğrencilerin, kavram özelliklerini özellikle de aynı düzlemde bulunan kavramlar varsa, kavramı diğerlerinden ayıran bir ya da iki kritik özelliğini ifadelendirmelerine yardım ediniz.

Örneğin; öğrencilere üçgenleri göstererek tümünün de üç kenarlı olduğu, üç köşeli olduğu, iç açılarını ölçerek tümünün iç açılarının toplamının (düzlemde) 1805 olduğu buldurulabilir. Öğrenciler bulamadıkları takdirde, öğretmen kavramın özelliklerini öğrencilere göstererek açıklayabilir. Sonra tekrar öğrencilerden örnekler isteyebilir. Öğrenciler, üç kenarlı, üç köşeli kapalı düzlem şekiller çizip kesebilirler.

4. Öğrencilerin kavramı tanımalarına yardım ediniz.
Sınıflamanın başlangıç aşamasında, öğrencilerin kavramın tanımını yapması çok gerekli değildir. Ancak öğrenciler, tanımda geçen sözcükleri anlayarak kullanmalıdır. Bu nedenle kavramın tanımını öğrencilerin kendilerinin yapmalarına yardım ediniz. Örneğin; üçgen kavramında geçen "kenar", "köşe", "iç açı" gibi kavramları somut olarak kendileri görerek, duyarak, ölçerek ne anlama geldiğini öğrenmelidirler.

5. Öğrencilere kavramın yeni örneklerini ve örnek olmayanlarını vererek onların kavramı farklı durumlarda tanımaları ve sınıflamalarını sağlayınız.

6. Öğrencilere bilgilendirici dönüt veriniz.
Öğrencinin, örneği doğru betimleyip betimlemediğini bilmesi, doğru betimlemedi ise neden (nerede) hata yaptığını öğrenmesi, kavramı doğru öğrenmesini sağlayacaktır.
Örneğin; çocuk üçgen yerine başka bir şekli tanımlıyorsa, bilgilendirici dönüt verilmediği takdirde yanlış öğrenmeyle devam edebilir.

C. GELİŞMİŞ VE SOYUT DÜZEYDE KAVRAM ÖĞRETİMİ

Etkili bir öğretimle, çocukların 10-12 yaşlarda soyut düzeyde kavram öğrenebildikleri gözlenmiştir. Ancak bu yaşlarda her koşulda soyut düzeyde kavram öğrenmeye hazır olmadıkları da ortaya çıkmıştır.
Kavramı plânlı bir şekilde öğretme, üst düzeyde kavram öğrenmeyi sağlamaktadır. Öğretimin etkililiği iki temel faktöre bağlıdır:
a. Ön koşul öğrenmeler tam olmalıdır. Kavramın soyut düzeyde öğretilmesini sağlamak için, kavramın sınıflanmasının başlangıç düzeyinde öğrenilmiş olması gerekir.
b. Kavram öğretiminde pek çok durumda test edilmiş ilkeleri kullanmak gerekir. Bu ilkelerin basamak basamak nasıl uygulanacağı aşağıda verilmiştir.
1. Öğrencileri kavram öğrenmeye hazırlayınız.
2. Kavramın örneklerini ve kavrama örnek olmayanları veriniz.
3. Öğrencilerin, örnekleri ve örnek olmayanları belirleyebilmeleri için öğrenme stratejisi kazanmalarına yardım ediniz.
4. Öğrencilerin kavramların adlarını ve özelliklerini kazanmalarına yardım ediniz.
5. Öğrencilerin kavramları tam anlamalarına yardım ediniz.
6. Öğrencilerin kavramları kullanmalarını sağlayınız.
7. Öğrencilere dönüt veriniz.

Bu basamakların nasıl uygulanacağı aşağıda açıklanmıştır.

1. Öğrencileri kavram öğrenmeye hazırlayınız.
Öğrencileri kavram öğrenmeye hazırlamak için öncelikle bu kavramı niçin öğrenmeleri gerektiği ve nerelerde kullanacakları açıklanarak, dikkatleri ve ilgileri kavram üstüne yoğunlaştırılır.
Öğrencinin öğreneceği kavramlarla ilgili hiyerarşi ve kavramlar arası ilişkiler, yani kavram şeması (haritası) verilerek öğrencinin anlamlı öğrenmesi sağlanır. Öğrenmenin oluşumunda açıklandığı gibi; kavram şeması (haritası), bilgiyi anlamlı bir biçimde örgütleyerek öğrenmeye yardım eden bir öğrenme stratejisidir.
Kavram şeması (haritası) bir kavram hiyerarşisinde, öğrencinin kavramların yerlerini ve birbirleriyle ilişkilerini görmesine yardım ederek bilgiyi uzun süreli belleğe göndermede anlamlı kotlama yapmasını ve bilgiyi geri getirmesini (hatırlamasını) kolaylaştırır. Öğrenciye temel bir çerçeve sağlayarak ayrıntıyı nereye yerleştireceğine yol gösterir. Ayrıca, öğreneceği yeni kavramın daha önce öğrenmiş olduğu kavramlar arasındaki yerini görmesine, sınırlarını çizmesine rehberlik eder.

2. Öğrencilere kavram örneklerini ve örnek olmayanları sununuz.
Kavram hiyerarşisinde herhangi bir kavram öğretirken, bir kavram örneği (kendisi) d.ğer kavramların örnek olmayanıdır. Örneğin; eğer ikiz kenar üçgeni öğretiyorsanız, eşkenar üçgen ve çeşit kenar üçgenler örnek olmayanlardır

Kavram hiyerarşisinde iki ya da daha fazla kavram arasındaki ilişkileri öğrenmede aynı düzlemdeki kavramın öğrenilmesi, aşamalı iki kavramın öğrenilmesinden daha kolaydır.
Yine aynı örneği devam ettirecek olursak ikizkenar üçgen, eşkenar üçgen, çeşitkenar üçgen "kenarlarına göre üçgenler" kavramının aynı düzlemdeki alt kavramlarıdır. Örnek olanları ve örnek olmayanları aynı düzlemdeki bu kavramlardan verdiğimiz takdirde öğrencilerin kavramlar arasındaki benzerlik ve farklılıkları anlamlandırmaları kolay olur.
O halde "ikizkenar üçgen" kavramını öğrenmek için örnek olanlar; çeşitli büyüklükteki ikizkenar üçgen biçimleridir. (Bunlar çeşitli kartonlardan kesilip hazırlanabileceği gibi çevredeki eşyaların yüzeylerinden de örnekler gösterilebilir.) Örnek olmayanlar ise; eşkenar ve çeşit kenar üçgenlerdir.

3. Öğrencilerin örnek ve örnek olmayanları tanımaları için strateji geliştirmelerine yardım ediniz.
Öğrenci bu amaçla strateji geliştirdiğinde daha sonra dışsal destek ve dışsal dönüt ihtiyacı azalır.
Öğrenciye kazandırılacak bir strateji şu olabilir: Kavramın belirgin özellikleri öğrenciye verilir ve bu özelliklerin örnek olan ve olmayanlarda bulunup bulunmadığına öğrenci bakabilir.
Örneğin; ikizkenar üçgen öğretilirken verilen örnekte ve örnek olmayanda aşağıdaki özelliklerin bulunup bulunmadığı sorulabilir.

4. Öğrencilerin kavramların adını ve özelliklerini kazanmalarını sağlayınız.
Öğretmenler genellikle ünitenin başında bu amaçla anahtar sözcük listeleri verirler. Ancak verilen bu sözcük listeleri temel kavramın özelliklerini tanımlamaya yeterli olmalıdır. Örneğin; "ikizkenar üçgen" kavramının özelliklerini tanımlamada kullanılabilecek sözcük listeleri şunlar olabilir: "Kapalı düzlem", "ikizkenar", "açı", "eşit açı", "taban açısı", "üçgen" vb.
İkizkenar üçgenin özellikleri yukarıdaki anahtar sözcüklerin kullanıldığı "Nesi var?" oyunu yolu ile de bulunabilir.

5. Öğrencilerin kavramları tam olarak anlamalarını sağlayınız.
Sunuş yoluyla öğretimin uygulandığı durumda kavramı adlandıran sözcüklerin tanımı genellikle öğretmenler tarafından yazılı ya da sözlü olarak verilir. Daha sonra kavram örnekleri ve örnek olmayanları sunulur. Böylece öğrencinin kavramın özelliklerini bulup çıkarması ve tanımlaması için fazla zaman harcanmadığı gibi yanlış öğrenmeler de önlenmiş olur.
Kavramı tanımlamada kullanılacak sözcükler çocuğun gelişim düzeyine uygun olmalıdır. 10-12 yaş civarında yaygın olarak kullanılan tanımların, teknik tanımlardan daha kolay ve etkili öğrenildiği gözlenmiştir. Teknik tanımlar ise 14 ve üstündeki yaşlarda etkili olarak kullanılabilmektedir.
Örneğin; "ikizkenar üçgen" için yaygın olarak kullanılan tanım; iki kenarının uzunluğu eşit olan üçgendir. Teknik tanım ise; iki kenarının uzunluğu ve taban açıları eşit olan düzlemsel kapalı basit şekillerdir.

Öğrenci tanımda geçen tüm terimlerin anlamlarını bilmeli ki kavramın tanımını anlayabilsin.

6. Öğrencilerin kavramları kullanmalarını sağlayınız.
Öğrenilen kavramı, öğrencinin çok çeşitli durumlarda kullanmasını sağlayarak öğrendiklerini transfer etme fırsatları yaratınız. Örneğin; "ikizkenar üçgen' kavramının kullanımını örneklendirecekleri ilkeler ve problem çözme alıştırmaları ver-niz.
Örneğin; iki kenarı eşit üçgenin taban açıları da gerçekten eşit mi? Ölçüp kontrol edelim.
• İki ikizkenar üçgen nasıl bir dörtgen yapar?
• İkizkenar üçgenin iç açılarının toplamı 180° midir?
7. Öğrencilere dönüt veriniz.
Öğrenciye öğrenme sonuçları hakkında bilgi vermek, onları her zaman belirsizlikten kurtarıp öğrenmelerini sürdürmelerini sağlayacaktır. Böylece doğru öğrendiklerinin farkına vararak ya da eksik ve yanlış öğrenmelerini tamamlayarak tam öğrenmelerine rehberlik edilecektir.
Yukarıda kavram öğretiminde tüme varım (örnek-kural-örnek) ve sunuş yoluyla öğretim yaklaşımlarının bir kombinasyonu verilmiştir. Aşağıda ise kural-örnek kavram öğretimi ömeklendirilmiştir.
Kural-örnek kavram öğretme stratejisi dört temel adımı kapsamaktadır:
1. Kavramın üst ve aynı düzlemde yer alan kavramlarla ilişkilerini tanımlayınız (kavram şeması verme). Kavramın temel özelliklerini belirleyiniz.
2. Kavramın tanımını açıklayınız ve özelliklerinin anlaşıldığından emin olunuz.
3. Temel özellikleri somutlaştıran kavram örneklerini ve örnek olmayanları veriniz.
4. Son olarak kavram örneklerini ve örnek olmayanlarını karışık olarak sununuz. Öğrencilerden doğru örnekleri ve örnek olmayanları gruplandırmalarını ve gruplandırmalarına temel teşkil eden özellikleri açıklamalarını isteyiniz.
Aşağıda verilen ders örneğinde bu basamakları belirlemeye çalışınız.

Ders : Türkçe
Sınıf : İlköğretim IV. sınıf
Konu : Soru cümleleri
Hedef : Soru cümlelerini kavrayabilme

Hedef davranışlar :
1. Soru cümlesini kendi ifadesiyle tanımlama
2. Soru cümlesinin özelliklerini örnek vererek açıklama
3. Soru cümlesi ve diğer cümlelerin özellikleri arasındaki benzerlik ve farklılıkları açıklama

• Öğretmen, teypten soru cümlelerini kapsayan bir küçük olayı öğrencilere dinletir.
• Teypten dinlediğimiz olayı "kim özetleyecek?" diye sorar. "İşte size bir soru cümlesi!"
Dinlenen olayda geçen "soru cümlelerine" öğrencilerin dikkatini çeker. Örneğin;
"Ayşe nereye gitmişti?",
"Ayşe İzmir'e niçin gitti?",
"Orada ne yaptı?" gibi olayda geçen cümleleri yazarlar.

Daha önce cümle türlerinden olumlu ve olumsuz cümleleri görmüştük. Bugün de soru sözcükleriyle kurulan cümlelerin ne olduğunu, ne amaçla kullandığımızı ve özelliklerini öğreneceğiz. Soru cümlelerini öğrendikten sonra, sorularımızı daha doğru olarak sorup yazacağız. Biz dilimizi doğru konuşup doğru yazmalıyız ki başkalarıyla kolayca anlaşabilelim. Başkaları da bizim ne istediğimizi, ne söylediğimizi kolayca anlayabilsin.

• Şimdi daha önce yazdığımız cümlelere bir bakalım, "Soru cümlesi ne işimize yarıyor?"
"Bilinmeyen şey/leri, kişi/leri, zamanı vb. öğrenmek için kullanılan cümlelere soru cümlesi denir."
O hâlde soru cümlesini bilinmeyen bir şeyi öğrenmek, için kuruyoruz. Şimd. şu cümlelere dikkat edelim; neleri öğrenmeye çalışıyoruz?
• Ayşe nereye gitmişti?("Yer" cevabı alınmaya çalışılır.)
• Ayşe İzmir'e ne zaman gitti?("Zaman" cevabı alınmaya çalışılır.)
• Gelecek hafta İstanbul'a kim gidecek? ("Kişi" cevabı alınmaya çalışılır.)
• "O hâlde değişik bilgileri öğrenmek için değişik soru sözcükleri kullanıyoruz."
"Ayrıca soru cümlelerinin sonuna da soru işareti koyuyoruz."
Şimdi şu cümlelere bakınız ve hangilerinin soru cümlesi olduğunu siz söyleyiniz.
• Ahmet bugün nereye gitti?
• Yarın, sanırım yağmur yağacak.
• Ebru ne zaman okula başlayacak?
• Kitaplarını yerine yerleştir.
Gökçe: "Sanırım bir ve üçüncü" cümle; birinci cümlede Ahmet'in bugün gittiği yer öğrenilmek isteniyor; ayrıca cümlenin sonunda da soru işareti var.
Onur: "Gökçe'ye katılıyorum. Üçüncü cümlede de Ebru'nun okula başlama zamanı öğrenilmek isteniyor ve bu cümlenin sonunda da soru işareti var."
Öğretmen: "Evet çocuklar cevaplarınız çok doğru. Güzel. Şimdi sizlerle, sorular soracağınız bazı oyunlar oynayalım.
• Öğretmen bir grup çocuğa değişik öykü kitapları verir. "Şimdi arkadaşlarımızın okuduğu öykülerin adını öğrenelim. Haydi bakalım nasıl soracağız?" der ve öğrencilerin arkadaşlarına soru sormasını sağlar.
• Birkaç öğrencinin oturduğu yeri değiştirir ve arkadaşlarının oturduğu yeri öğrenmeleri için soru sormalarını ister.
• "Nesi var" oyununu "kim", "nerede", ne yaptı", "ne zaman", "nedir", vb. soru sözcüklerini kullanarak tanıdıkları bir devlet büyüğünü, bir yazarı ya da kendi arkadaşlarından birini betimleyerek oynamalarını sağlar.

Afrikalı Jacques

Bu Cezayirli Fransız tüm yaşamı boyunca Fransa ile Mağrip ülkeleri arasındaki tut-kusal ilişki üstüne düşündü.
Berque'in hayranlık uyandıran özelliği kusurlarını öne çıkarıp erdemlerini ikinci plana atmasıdır. Kusurları şöyle sıralanabilir: muhteşem bir Gaskonyalı özellikleri, her zaman haklı olduğundan kuşku duymaması, Clemenceau'ya özgü kinizmi, Sovyet mareşalinin madalya almayı bekler havasını andıran göğsü.

Erdemleri onu zorla ele geçiriyordu: ışık saçan bir bilim, deniz yıldızı gibi bir kültür, giderek çoğalan düşünsel bir imgelem gücü. Tartışmalara ne onun düşüncelerini benimseyerek ne de ona karşı çıkarak katıldım.

İlk kez 1947'de Fas'ta karşılaştım bu büyük Cezayirli ile. Jacques Berque Ferhat Ab-bas'ın arkadaşı ve geçici bir süre için konformizme karşı olan üst düzey bir memurun oğluydu. O, Protektora reformunu hazırlamakla görevlendirilmişti. Bu geniş kapsamlı bir çalışmaydı. Kendisinin tasarısıysa daha da kapsamlıydı: gerçek bir devrim. Mekanikleşme ve Berberi geleneklerinden esinlenen kolektifleşmeden oluşan bir tasarı söz konusuydu. Kolkhozes! rakiplerini kükretiyordu. Proje bozuldu, Berque'in tasarısı gerçekleşmedi.

Jacques Berque Mısır'da hem köydeki dayanışma düzeneklerini hem de emperyalizmi incelerken beni fazlasıyla büyüleyen Nasserciliğin aşırılıklarına ve zayıflıklarına karşı uyardı.

Arap özgürlüğünün olumlu değerlerine etken bir destek olmaksızın ulaşamayan bir aydın düşünce bu. (Cezayir savaşı sırasında açıkça kanıtlandı bu)
Kanımca tüm kitapları arasında en çok "İki savaş arasındaki Mağrip"i beğeniyordu. Bu kitapta, yazar, Fransız-Magreb ilişkilerinin içyüzünü ortaya çıkardı. Yazarın çözüm yollarının altında yeterince bastırılmamış bir sevecenlik yatmaktaydı.
Bu büyük bilgini biz de sevecenlikle anıyoruz.

Lirik Ozana Elveda

En büyük Fransız Arap dili uzmanlarından Jacques Berque araştırmalarının sonunda evrenselin şiirini, gelecekteki insanın görüşünü oluşturup tüm Avrupaya bir mesaj verdi. Bir başka deyişle, yüzyılına damga vurdu.

"Hiçbir zaman ölümü düşünmem". Bu tümceyi M. Serres ve benimle birlikte P. Nora'nm evindeki bir akşam yemeğinde Jacques Berque söyledi. Yazar ağırbaşlı bir gülümsemeyle başını geriye doğru uzatarak, hem koruyucu hem de meydan okuyucu bakışıyla karşısmdakilerde uyandırdığı tepkiyi gözlemliyor. Pierre konuğunu uzak bir gezegene gider gibi seyrediyor. 1974'teyiz. Michel Serres bilimin büyülediği alçakgönüllü denizci çekiciliğine dalarak çekingenlikle yansızlığa sığmıyor. Bana gelince, beni şaşırtacak bir şey yok. Ben zaten Jacques Berque'i Tunus'un yeni bağımsızlığının Cezayir isyanıyla tehlikeye düştüğü 1955 yılından beri tanıyorum. Onun yaşam, nefis, kendini tatmin etme gibi olgulara yatkın olduğunu biliyorum. O zaten cesur bir paşa, nazik bir halife, coşkun bir şeyh. Jacques Berque her an bir zafer kazanmış izlenimini uyandırıyor.

O aynı zamanda ince bir Yeni Marxçı, kutsalın anlamıyla dolu bir materyalist. Yazarın dili etkili yapmacıklarla dolu, Gide ve Rimbaud'nun biçeminin özelliklerini taşımakta. Jacques Berque'in dilinin eşi bulunmaz bir özelliği de, herhangi bir tartışmayı özün doruklarına ulaştırabilmesidir. (Tarihsel ile temel arasında oluşan diyaloglara doğru)

Bugünün okuru Jacques Berque'de (1910'da Cezayir'de doğmuştur) Cezayirli Fransız özelliklerinin nasıl ortaya çıktığına şaşırabilir: Bu özellikler yalnız bu büyük dehanın Alexandre Arcady'nin filmlerine duyduğu hayranlıkla değil, "soylu" adı verilen biçem seçimiyle de belirginleşir. Bu Cezayir okulu klasiklere hayranlık duyuyordu. Öyle ki, Paris'ten, bütün ekinlerin başkentinden uzak olmanın neden olduğu boşluğu geleneğe kıskanç bir saygıyla kapatma isteği vardı sanki. Bilindiği gibi 50'li yıllarda Michaux, Le-ins ve Rene Char'dan Saint-Germain-des-Pres'den daha çok İskenderiye'de söz ediliyordu. Ancak 40Tı yıllarda Cezayir ve Paris'te Gide, Claudel ve Valery'nin önemi eşitti.

Bu durum kimileyin çalkalanmalara neden oluyordu. "Fontaine" dergisine Saint-Pol Roux (Muhteşem ada verilen) hakkında yazan şair Max-Pol-Fouchet'nin bir tümcesini yineliyorduk birbirimize "Biraz çile çekmişti, taptaze temiz bir yüreği vardı yaşarken". Bu görkem yok eden esin kaynağını varsıllaştınyordu. Jacques Berque'in Mısır üzerine yazdığı büyük kitapta bu tür bir tümceye rastlanır. Ancak, bu, daha başarılı, daha doğru bir tümcedir. "Nil'den aşağı doğru inerken aslında gözlerimiz kamaşmış, yükselen Afrikalılığa doğru çıkıyorduk."

Geçen pazar coşku verici bir olay vardı: "İslamı Tanıma" adlı bir yayın Jacques Ber-que ile ölümünden iki hafta önce kayda alınmış bir söyleşiyle açılıyor. Jacques Berque'i biraz yaşlanmış buluyorum. Kare yüzü Fernand Leger'nin tablolarındaki gibi savaşımcı. Saçları kısacık kesilmiş, çenesi çıkık ve gövdesi şişkin. Tek değişiklik gülümsemesinde gözlemleniyor: utku dolu gülüşü daha hoşgörücü bir görünüm almış, hatta, kendisini anlayıp, onu keşfetmeye çalışan dinleyiciye karşı daha minnettar. Sanki tek başına gerçekleştirdiği araştırmalarla dolu yaşamının ödülü bir bakışta yer alıyordu. Her yeni basımda Kuran çevirisini yeniden gözden geçirdiğini, her gözlemi dikkate aldığını söylüyor Jacques Berque: "Bir çeviri iki kültür arasında bir diyalog arayışından esin aldığı oranda başarılıdır."

Ancak, Jacques Berque'e göre diyalog arayışı kültür kaynaşmasından farklı bir şey. }acques-Berque hem Arap-İslam dünyasına girmiş hem de her zaman kendi kültürüyle Arap-Islam kültürü arasındaki mesafeyi korumuştur. Son olarak kendisine inançla ilgili sorular yönelttiğimde şöyle yanıtlamıştı beni: "Zaman, zaman Müslüman olmadığımı ve olmayacağımı belirtmek için Katolik olduğumu söyleme gereksinimini duyumsuyo-rum. Kendimi varsıllaştırmak ve diğeri sayesinde kendime dönüştürmek de istiyorum, ancak ben olmaktan çıkmak istemiyorum". Endülüs'de 12. ve 13. yüzyıllarda Yahudi ve Hıristiyan din adamları, matematikçiler ve doktorlar birbirlerine destek olarak yükseli-yorlardı ve hep birlikte Aristo'yu çeviriyorlardı. Jacques Berque bunun anısına "Endülüs modeli" arayışı içindeydi. Ancak, ona göre Akdeniz'e taşman bu Endülüs çokkültür-lülüğü başat ekinleri ortadan kaldırmamalıydı. Her ülkenin kendine özgü bir kültürü olmalıydı. Özellikle Fransa bundan yoksun kalmamalıydı. Jean-Pierre Chevenement'm isteği üzerine yazdığı Eğitim Reformu Tasarısında Fransızların cumhuriyet kültürünü korumaları konusunda çok titiz davrandı.

Farklılıklarla varsıllaşma düşüncesinin Berque evreninde son derece önemli bir yeri vardır ve bu düşünce çok çeşitli araştırma alanlarına kadar yayılıp ışık saçar. "Yukarı Atlas'ın Toplumsal Yapıları" başlıklı araştırması ne denli somut olursa olsun (Bu çalışmanın yankıları Jacques Berque'e College de France'ın kapılarını açmıştır) Jacques Ber-que hiçbir zaman kutsaldan ve insanın global görüşünden kopuk bir toplumbilim düşünmedi. Onun bulunduğu ortamda böylesi antikonformizm örneğiydi, üniversitenin yıldırımlarını üzerine çekmekti.

Ancak, diğerinin karşısında bir kez daha kendi insanlarını düşünür. Mısır'da iken, sanayi uygarlığının gelişimine, coğrafi keşiflere, yeni bir lirizmin yaratımına rağmen Aydınlanma çağının iyimserliğini yitiren Batı'yı düşünür. "Tekniğin kapitalizmi getirdiği, coğrafi yayılımm emperyalizmle sonuçlandığı, şiirin tarih için ağlamaya başladığı" andan bu yana gezegendeki hümanizm aldatmacadan başka bir şey değildir. Bununla birlikte Batı insanı ya topluca var olacak, ya da olmayacaktır. "Batı insanı toprağın en alt katmanlarında yer alan kaynaklarından en usçul geleceği yakalamak zorunda kalacaktır." Üçüncü dünya insanına gelince, bir toplum için sömürgelikten çıkmak diğeriyle yetinmeyip, eski benliğini aşmaktır.
Eski Benlik? Pekiyi bu İslam mı? Kendisine destek olan patriklik ve derebeylik gibi? Hiç kuşkusuz. İşte ustanın dinsel bir radikalizme dönerek bağımsızlaşmaya son verebileceklerini ileri süren İslamcılara yanıtı. Bu sav Katolik kırsallıkta Fransız kimliğini bulmak isteyen yeni Petaincilerin ve halkçıların savıyla karşılaştınlabilir. Bütünleşenin "bağımsızlaşması" ve ulusal cephenin önerdiği anlaştırma arasındaki ayrım günden güne azalıyor. Le Pen'in İslamcılara saygı gösterilmesini dile getirmesi rastlantısal ve nedensiz değildir.

Jacques Berque'de beni en çok etkileyen, dilini ustalıkla kullanması, görkemli betimlemeleri ve içgüdüleri dışında, kendisi dile getirmese de - bağımsızlaşma düşünürü olmasıdır. - Bu Berque için XX. yüzyıl tarihinin temel olgusudur. Bence Jacques Berque belki de Charles Andre-Julien ile birlikte bağımsızlığa kavuşmayla hiçbir şeyin bitmediğini tam tersine her şeyin başladığını düşünen ilk insandı. Sartre, Fanon, Memmi gibi Berque de, sömürgenin, işçi, kadın, zenci, Yahudi gibi yabancılaştığmı düşündü. Ancak, bağımsızlaşmanın, dine dönüşün yabancılaşmayı önleyebileceğini hiç düşünmedi. Ber-que'in, bugün kimilerinin olduğu gibi hiçbir zaman sömürgelerin ne Batı'dan ne de Fransa'dan uzaklaştırılmaları gibi bir saplantısı olmadı. Tam tersine, hiç çekinmeden -özellikle Mağrip'te- birilerinin diğerlerinden yararlanabileceklerini dile getirdi.

Jacques Berque Arap başarısızlığından ve radikal İslamm görünür zaferinden çok mutsuz oldu. Özellikle yeni Cezayir trajedisi onu çok mutsuz kıldı. Sofu bir biçimde yeni bir Cezayir insanına inanıyordu: "Dünyanın Sahipsizleşmesi" bağımsızlıktan sonra Berberi-Arap ve Fransız dehası aşkının ürünleri için yazdığı şiirdir. Berque bu yeni insanı 1789 Devrimi, Auguste Comte ve Nasser ile dopdolu olan bir Ibn-Al-Arabi ve Abd-el Kader'in izinde görüyordu.

Kuşkusuz Berque hiçbir zaman Arapla İslamı birbirinden ayırmadı. Peygamberin Arap, Kuranın da Arap dilinde yazılmasını zorunlu görüyordu. Ancak, söyleşilerimiz sırasında, Arap projesinin ve İslamm eski görkemine yeniden kavuşmasının zorunlu olduğunu düşündüğü izlemini uyandırıyordu. Ancak, bizler kimi arkadaşlar (Germaine Tillon, Maxime Rodinson, Pierre Vidal-Naquet, Jean Lacouture) Saddam Hüseyin'den kaygılanırken, Berque, gücünü yitirmiş, çökmüş ve Batı insanına verecek mesajı kalmamış Arap dünyası için "Sonunda bir şeyler oldu" demekten kendini alamadı. Beni, arkadaşlarımızı, Jean-Pierre Chevenement ve Regis Debray'ın körfez krizine ilişkin çalışmalarını onaylamak zorundaydı.
Biz birbirimizden o kadar ayrılmadık, parlak düşüncelerinden yararlanmayı sürdürdüm. Berque Salman Ruşdi'nin büyük bir yazar olduğunu, ancak sürgündeyken sövgüden vazgeçmesi gerektiğini belirtmişti. Ruşdi, İran ya da Pakistan'da yaşasın, Ber-que onun yürekliliğine hayran oldu. Bence bu Yeni Marxçı, bu laik insan, bu cumhuriyetçi ozan, Kuran'da gücül bir laiklik bulunabileceğine inanıyordu. Ayrıca, Jacques Ber-que söz konusu kutsal kitabı bir anda reddedip ona inananlarla ilişkiyi kesmek yerine, Kuran ilkelerinin uygulanış biçimini izlemenin daha yerinde bir davranış olabileceğini düşünüyordu. Berque bu düşüncesini Aralık 1990'da "le Nouvel Observateuf'ün "İslamm Ustaları" başlıklı özel sayısında dile getirmiştir.

İşte bizi terk eden bir doğuculuk prensi, eşsiz bir Arap dili uzmanı ve şiir bilgisi sayesinde araştırmasını matinlere kadar genişletmiş bir toplumbilimciydi. Kuşkusuz hayran olduğu Louis Massignon'un evrenine erişemeyeceğine inanıyordu. Ancak, yine büyük bir hayranlık duyduğu Braudel ve Levi-Strauss ile karşılaştırılabileceğinden o denli kuşkulanmıyordu.
Haklıydı da.

Bilgi Şairi Büyük Doğubilimcinin ölümünden Sonra Jacques Berque

Tarihçi, etnograf yazar ve Kuran'ı çeviren Jacques Berque şiirsel bir biçimde yaşadı.
Levi-Straus, Bastide, Leiris, Rodinson gibi Jacques Berque de 1914 savaşı öncesi doğmuş kuşaktan. Savaştan 20 yıl sonra, çelişkilerin en anlamsızının ardından kendini sorgulayan dünyanın çıkmazını Avrupa dışında çözmeye çalıştı.

Yazarın kendi kökeni Güney Batı'da ve III. Napolyon'un henüz bataklık durumundayken Cezayir'in konumuna benzer bir görünüm kazandıran Landes'larda. Jacques Berque, babasının ekinsel karmaşıklığını çözmeye çalıştığı Cezayir'de doğdu. İkisi de sömürgeli değil, yöneticiydi: olayların ve insanların yapısını farklı bir bakışla gözlemlerdi. Bu da Jacques Berque'e Fas'ta görevliyken ilk büyük kitabı "Yukarı Atlas'ın Toplumsal Yapıları" başlıklı kitabını yazmasını sağladı. Savaşın sona ermesinden önce Brazzaville konferansında ekinsel biçimlerin bağımsızlığı düşüncesi doğmuştur. O güne değin bu biçimler birlikte algılanıyordu.

Mısır'da gerçekleştirdiği bir araştırma ve yaşayan antropoloji için örnekçe oluşturan Sirs Al-Layvan köyü: yaşama isteğiyle dopdolu bir halkın yoğunlaştığı küçük bir evren. Bu, Jacques Berque'in hocası Mauss'm eleştirmeyeceği bir yapıt.

Lucien Febvre'in kendisini yönlendirdiği College de France'da "Mağrip'in İç Yapısı", "Mısır", "iki Savaş Arasındaki Mağrip" başlıklı yapıtlarını oluştururken yararlanacağı toplumsal antropoloji çalışmalarını sürdürmüştür. Jacques Berque'in doğubilimciliği Massignon'unkinden farklı oldu: Ekin ya da dini hiçbir zaman ortak ya da toplu yaşamın oluşumundan ve toplumdan topluma değişiklik gösteren özelliklerinden ayırmadı.

Jacques Berque insanın zihinsel yönünü ortak yaşamda konumlandırıp, kavramlar yaratmak yerine bir toplumdaki, bir ülkedeki erkeklerin ve kadınların nasıl yaşadıklarını, doğayı ve koşullarını -ölüm, açlık, arzu, iş ve gözükmeyenin, dinsel ya da sihirlinin algılanış biçimi- nasıl algıladıklarını anlamaya çalışır. Sözlerin değersiz olanları, alışveriş, imgelem, "toplumsal olarak yaşanan"m sonsuz, karmaşık ve çeşitli biçimleri her zaman Jacques Berque'in ilgi alanında yer almıştır.

Jacques Berque'in yapıtlarının derin etkisi bitmedi. Tarih boyunca birbirine destek olan ya da karşı çıkan uygarlıklarda ortaya çıkan sonsuz sayıdaki ilişkiler ve bu uygarlıkların birbirlerinden bağımsız oluşları "Ekinötesi" kavramıyla anlatım buldu Jacques Berque'in evreninde. İşte, bu kavramın da derin etkisi hâlâ güncelliğini korumakta (İslam öncesi şiir çevirileri) "Uygarlıkların nasıl iletişim kurduklarını bir başka deyişle ölümden nasıl kaçabildiklerini anlamaya başlıyoruz: uygarlıklar evrendeşlikleriyle değil, benzersizlikleriyle birleşiyorlar. Jacques Berque bu sözleriyle Gide'in dünyadaki bü-tünleşmeciliğe karşı düşüncesine ve Barres'in ölümle ilgili düşüncesine yaklaşıyordu. Her şey bir yana, Jacques Berque uzlaşmadan mutluluk duyan bir Endülüs düşlüyordu.

Düşünür Kostos Axelos 1958'de Rue des Ecoles, de beni Berque ile karşılaştırdı. Onun deyimiyle köyden köye "göçebe yaşamı" sürdük: Mağrip'teki köylülerle, kentte yaşayan öğrencilerle, yöneticilerle konuştuk. Hatta Paris'te gezinirken kendi çevresine bakarak antropolog tutkusunu yaşıyordu.
Gerçeği söylemek gerekirse, Berque önce ve temelde bir ozan oldu. Ozan sözcüğünü ilk ve en derin anlamıyla kullanıyorum: dünyada şiirsel bir biçimde yaşayan bir ozan çünkü o dünyanın anlamını, daha doğrusu anlamlarını çözümlemeye çalıştı her zaman. Anlam sözcüğünü çoğul biçimiyle kullanmamın nedeni, Berque'in varoluşun toplumsal anlatımını Leibniz'in düşlediği "evrensel özelliğe" indirgememesiydi.

Jean Paulhan ile figürsüz sanat ve Müslüman sanatına ilişkin söyleşirken "göstergelerin anlam üstünde devinme"sinden söz eder. Berque yaşayan ve çağdaş kültürlerin birbirlerinin kaygılarını somutlaştırdıklarını önceden sezer. Ona göre biçimlerin doğuşu benzer biçimde algılanmamış bir doğaya karşı başkaldırı niteliğindedir. Berque sanatın göndergesinin yalın iletişiminkilerden çok daha varsıl ve çok daha derin düzeylerde yer aldığına inanır.

1978'de kimi arkadaşlarla toplumsal düzeye göre düşlerin farklılığını incelediğimizde bana şöyle yazmıştı: "Düşler üzerine çalışmakta çok haklısınız. Sizin de bildiğiniz gibi birkaç pırıltı dışında son yıllarda Fransa'daki durumunu çok zayıf bulduğum ideolojiyi teselli eder düşler. Ancak belki de düşlerden, uygulamadan ve birkaç oluşturucudan kalkarak yeniden ideoloji düzenlenmelidir. Berque'in deneyimi her zaman birilerinin ve diğerlerinin yapay bir biçimde dünyadan edinecekleri izlenimden önce geldi. Bu da kuşkusuz şiirsel bir çabaydı.


Cogito güz 5 - 1995 - Jean La Couture - Fransızca'dan Çeviren: Emel Ergun )

Aileye Ait Nesnenin Anlaşılmazlığı

Özetle kredi, en sonunda mülkiyet baskılarından da kurtularak, çağdaş kullanıcılar toplumunu destekleme bahanesiyle, tam tersine, sosyal mitoloji ve sert bir ekonomik baskının birbirine karıştığı içselleştirme sistemini kurmuştur. Kredi yalnızca bir ahlak değildir, bir politikadır da. Nesnelere daha önce hiç sahip olmadıkları sosyo-politik bir işlev kazandırmak için kredide uygulanan yöntem, kişiselleştirme yöntemiyle bütünleşir. Kölelik dönemini yaşamıyoruz artık, artık çöküş dönemini yaşamıyoruz: bu zorunluluklar kredi boyutunda soyutlanmış ve genişletilmiştir. Sosyal boyut, zaman boyutu, eşyaların boyutu. Bu boyutta ve boyutu benimseten stratejide, nesneler hızlandırıcı, işlevleri, doyumu ve harcamaları çoğaltıcı rollerini üstlenirler -birer deneme tahtasına dönüşürler, devinimsizlikleri bile günlük hayata, öne geçiş, kararsızlık ve dengesizlik ritmini vererek merkezkaç bir kuvvet oluşturur.
Aynı zamanda, sosyal hayattan kaçmak için ailevi ortamın kendilerinden sürekli geri durduğu nesneler, bugün tam tersine aile ortamını sosyal çevrenin dolambaçları ve zorluklarına bağımlı kılmaktadır.
Krediyle -ödül ve yapay özgürlük fakat ayrıca sosyal yatırım, eşyaların ortasında bile tutsaklık ve kaçınılmazlık- yuvanın yatırımı gerçekleşir: bir tur sosyal boyut kazanılır, fakat bu, en kötü şartlarda elde edilir. Kredinin anlamsız ^nırında, örneğin senet ödemelerinin arabayı benzin yokluğundan kullanılmaz hale getirdiği durumda, yani insan tasarımının ekonomik zorunlulukla denetlendiği ve parçalandığı sınır noktasında, işte orada, güncel düzenin temel bir gerçeği ortaya çıkar, gerçek şudur; nanelerin yapılış amacı onları elde bulundurmak ve kullanmak değil, onları üretmek ve satın almaktır.

Başka bir deyişle, ne ihtiyaçlara ne de dünyanın daha akılcı bir örgütüne bağlı kalarak biçimlenmeyip, bir üretim düzeninin ve ideolojik içselleştirmenin tekelinde sistemleşirler. Aslında, tam anlamıyla özel nesneler yoktur artık: nesnelerin çoğul kullanımı dahilinde, tüketici ve tüketici bilincinin özel dünyasını suç ortaklığı yaparak aralayan sosyal üretim düzenidir. Bu derimlemesine yatırımla, düzene etkili bir biçimde karşı koyma ve bu düzeni aşma olanağı da ortadan kalkmaktadır.


( Cogito - güz 5 1995 - Jean Baudrillard - Çeviren : Esra Özdoğan )

Satın Almanın Mucizesi

Kredi erdemi (reklamcılıkta olduğu gibi), aslında satın almanın ve bunun nesnel belirlemelerinin ikiye ayrılmasıdır. Krediyle satın alma, bir nesneye gerçek değerinin belli bir bölümünü ödeyip tümüyle sahip olmakla eşdeğerdir. Çok büyük bir kazanç için ufacık bir yatırım yapılır. Senetler zaman içinde belirsizleşir, nesne sembolik bir hareket karşılığında elde edilmiş gibidir. Mitoman imgesindekine benzer bir yöntemdir bu: gerçekdışı bir hikâye için mitoman dinleyiciden beklenmedik bir ilgi görür. Yatırımı çok küçük, kârı inanılmazdır: neredeyse tek bir işarete dayanarak gerçekliğin saygınlıklarını ele geçirmiştir. O da başkalarının bilinciyle kredili yaşar. Oysa ki bilgi mantığının ve günlük uygulamanın geleneksel geçiciliğini yaratan bu gerçek dönüşümünün, çalışmadan çalışmanın ürününe doğru yol alarak olağan uygulamaya ters dönmüş olması, eşyalardan yararlanma işinin öncelenmesi, büyü sürecinin ta kendisidir.Ve alıcının ön-celenmiş nesneyle aynı anda kredide tüketip göze aldığı şey, kendisine düşlerini apan-sızca gerçekleştirme olanağı sağlayabilen bir toplumun büyülü işlevselliğinin mitosudur.

Kuşkusuz, sosyo- ekonomik gerçeklikle hemen karşı karşıya gelecektir, tıpkı mito-manm er geç vaktinden önce oynadığı rolle karşılaşması gibi. Maskesi düşen mitoman bozguna uğrar ya da bir başka hikaye anlatarak işin içinden sıyrılır. Kredili alıcı da vadelerle karşılaşır ve bir başka kredili nesnede psikolojik bir teselli arama şansı çok yüksektir. One geçiş bu tip davranışlarda kuraldır ve her iki durumda da en çok hayranlık uyandıran nitelik asla çıkış yolu olmamasıdır; ne mitomanın durumunda, anlattığı hikaye ve uğradığı başarısızlık arasında (bundan hiçbir gerçeklik dersi almaz) ne de kredili alıcının durumunda, satın almanın büyülü ödülü ve hemen ardından ödenmesi gereken senetler arasında bir çıkış yolu vardır. Kredi sistemi burada, insanın kendisine karşı sorumsuzluğunu doruğa ulaştırır: satın alan işi ödeyene devreder ve bu aynı adamdır, ancak sistem, zaman içindeki dengesiyle bunun farkına varılmasına engel olur.

( Cogito - güz 5 1995 - Jean Baudrillard - Çeviren : Esra Özdoğan )